04 Ağustos 2026 Salı
Araç Kazası Sonrasında Haklarınız ve Yapmanız Gerekenler
MÜTEAHHİTLERE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR
Nezaket Asla Hata Değildir
İklim Diplomasisi Ve Geleceğin Yeşil Dönüşüm Ekonomisi
Faiz Ödeyerek Denge Tutulmaz
Girişimcilik ve Sosyal Ağ Teorisi
Karadeniz’de Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle güvenlik riskleri artarken, İstanbul ve Çanakkale boğazları uluslararası deniz ticaretindeki kritik rolünü sürdürdü. Yılın ilk altı ayında iki boğazdan toplam 40 bin 218 gemi geçiş yaptı.
Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında İstanbul ve Çanakkale boğazlarından toplam 40 bin 218 gemi geçti. Küresel deniz taşımacılığında yaşanan jeopolitik gelişmelere rağmen Türk boğazları uluslararası ticaretin en önemli geçiş noktalarından biri olmayı sürdürdü. Yılın ilk altı ayında İstanbul Boğazı’ndan 19 bin 277, Çanakkale Boğazı’ndan ise 20 bin 941 gemi geçiş gerçekleştirdi. Geçen yılın aynı döneminde iki boğazdan toplam 40 bin 988 gemi geçmişti.
GENEL KARGO GEMİLERİ İLK SIRADA
Boğazları kullanan gemi türleri incelendiğinde en büyük payı genel kargo gemileri oluşturdu. İlk altı ayda 13 bin 127 genel kargo gemisi geçiş yaparken, bunları 7 bin 777 dökme yük gemisi ve 5 bin 188 konteyner gemisi izledi. Aynı dönemde 604 canlı hayvan taşıyan gemi, 258 araç taşıyan gemi ve 87 çimento gemisi de İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kullandı.
767,5 MİLYON GROS TONLUK TRAFİK
Verilere göre yılın ilk yarısında Türk boğazlarından toplam 767,5 milyon gros tonluk gemi trafiği gerçekleşti. Bunun 301,5 milyon gros tonunu İstanbul Boğazı’ndan geçen gemiler, 466 milyon gros tonunu ise Çanakkale Boğazı’nı kullanan gemiler oluşturdu.
KILAVUZLUK HİZMETLERİ SÜRDÜ
Deniz emniyetini artırmak amacıyla verilen kılavuzluk hizmetlerinden de yoğun şekilde yararlanıldı. İlk altı ayda iki boğazda toplam 24 bin 260 gemi kılavuz kaptan eşliğinde seyrini gerçekleştirdi.
Ticaret Bakanlığı’nın elektronik ihale sistemi üzerinden yılın ilk yarısında 6 bin 826 ihale tamamlandı. Satışlardan 2,7 milyar liranın üzerinde gelir elde edilirken, binlerce araç ve eşya yeniden ekonomiye kazandırıldı. Sisteme ücretsiz üye olan 18 yaşını doldurmuş herkes ihalelere katılabiliyor.
Ticaret Bakanlığı, tasfiyelik hale gelen araç ve eşyaların elektronik ihale sistemi aracılığıyla ekonomiye kazandırılmasına yönelik uygulamanın yılın ilk yarısındaki sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, 2026’nın ilk altı ayında tamamlanan 6 bin 826 ihaleden 2,7 milyar liranın üzerinde gelir sağlandı. Bakanlık, elde edilen gelirin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 arttığını belirtirken, düzenlenen ihaleler sayesinde bin 477 araç ile 5 bin 349 farklı eşyanın yeniden ekonomiye kazandırıldığını bildirdi.
KULLANICI SAYISI 1,4 MİLYONU AŞTI
2014 yılından bu yana uygulanan elektronik ihale sistemi, 2021 yılında yenilenen altyapısıyla daha kapsamlı hizmet vermeye başladı. Bakanlığın verilerine göre sisteme kayıtlı kullanıcı sayısı bugün itibarıyla 1,4 milyonun üzerine çıktı. Gerçek ve tüzel kişiler, e-Devlet üzerinden, mobil uygulamalar aracılığıyla veya sistemin internet portalı üzerinden ücretsiz üyelik oluşturarak ihalelere katılabiliyor. Üyelik ve ödeme işlemlerinin tamamı elektronik ortamda gerçekleştiriliyor.
GENİŞ ÜRÜN YELPAZESİ
Elektronik ihalelerde otomobil ve ticari araçların yanı sıra elektronik ürünler, tekstil, kozmetik, mobilya, gıda ve kuyumculuk ürünleri de satışa sunuluyor. Bakanlık, satışa çıkarılan ürünlerin insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli incelemelerden geçirildiğini, ihtiyaç duyulan ürünlerde analiz ve uygunluk testlerinin yapıldığını belirtti. Gıda ürünlerine ilişkin uygunluk raporlarının da ihale sistemi üzerinden katılımcıların erişimine açıldığı ifade edildi.
İHALE SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?
Türkiye’de yerleşik, 18 yaşını doldurmuş ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip kişiler ile ülkede faaliyet gösteren şirketler sisteme ücretsiz üye olarak teklif verebiliyor. İhale ilanları üç iş günü boyunca yayımlanırken, teklif verme süreci de bunun ardından üç iş günü devam ediyor. Katılımcılar tekliflerini anlık olarak takip edebiliyor; satışa sunulan araçların video kayıtları, ekspertiz raporları ve ürün fotoğrafları sistem üzerinden incelenebiliyor.
TEMİNAT VE ÖDEME ŞARTLARI
İhalelerde başlangıç bedeli, araçlarda satışa esas değerin yüzde 75’i, diğer eşyalarda ise yüzde 50’si üzerinden belirleniyor. Teklif verebilmek için satış bedelinin yüzde 10’u oranında teminat yatırılması gerekiyor. En yüksek teklifi veren katılımcı ihaleyi kazanmaya hak kazanırken, teklifin belirlenen asgari seviyeye ulaşmaması halinde satışın onaylanmasına veya ihalenin yeniden açılmasına ilgili işletme müdürlüğü karar veriyor. İhaleyi kazanan kişinin bedeli yedi gün içinde ödemesi ve satın aldığı ürünü on gün içerisinde teslim alması gerekiyor. Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ihale hakkı ikinci en yüksek teklif sahibine geçebiliyor. Bu durumda yatırılan teminat iade edilmezken, kuralları tekrarlayan şekilde ihlal eden katılımcılar belirli sürelerle ihalelerden men edilebiliyor.
Türkiye Varlık Fonu (TVF), mülkiyetinde bulunan ve bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından işletilen İzmir Limanı’nın devir sürecinin 1 Ağustos 2026 itibarıyla tamamlandığını açıkladı. Yeni dönemde liman için kapsamlı bir modernizasyon ve yeniden yapılanma programı uygulanacak. TVF’nin açıklamasına göre proje, stratejik öneme sahip limanın uzun vadeli değer üretme kapasitesini artırmayı hedefliyor. Yapılacak yatırımlarla İzmir Limanı’nın daha verimli, sürdürülebilir ve uluslararası standartlarda hizmet veren bir lojistik merkezine dönüştürülmesi planlanıyor.
MÜLKİYET TVF’DE KALACAK
Açıklamada, limanın mülkiyetinin Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kalmaya devam edeceği vurgulanırken, herhangi bir imtiyaz devrinin söz konusu olmadığı belirtildi. İzmir Limanı’nın yük ve yolcu limanı olmak üzere iki ayrı bölüm halinde yönetileceği bildirildi. Yük limanının işletme faaliyetleri, uluslararası liman işletmeciliği tecrübesine sahip Alport tarafından yürütülecek. Modernizasyon çalışmaları kademeli olarak gerçekleştirilecek ve bu süreçte limandaki yük operasyonlarının kesintiye uğramadan devam etmesi sağlanacak. Yolcu limanına yönelik yatırım ve işletme modelinin ise ayrı bir planlama kapsamında yürütüleceği açıklandı.
Eczacıbaşı Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve Selpak ile Solo markalarının üreticisi Sanipak’ın 600 milyon dolarlık satış işlemi resmen tamamlandı.
Türkiye’nin temizlik kağıdı sektöründeki köklü şirketlerinden Sanipak’ın el değiştirme süreci resmen sonuçlandı. Eczacıbaşı Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve Selpak ile Solo başta olmak üzere birçok markayı bünyesinde barındıran şirket, Malezya merkezli Arch Peninsula Sdn. Bhd.’ye devredildi. Mart ayında imzalanan hisse devir sözleşmesi, gerekli yasal ve düzenleyici kurum onaylarının tamamlanmasının ardından 31 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girdi. Yaklaşık 600 milyon dolar değerindeki satış işlemi, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan bildirimle kesinleşti.
600 MİLYON DOLARLIK DEVİR
KAP’a yapılan açıklamada, şirketin ortaklık yapısına ilişkin bilgilere de yer verildi. Açıklamada, Eczacıbaşı Holding’in şirkette yüzde 37,28, Eczacıbaşı Yatırım Holding Ortaklığı’nın ise yüzde 11,54 oranında pay sahibi olduğu belirtilirken, devir işleminin tüm yasal süreçlerin tamamlanmasıyla birlikte resmen sonuçlandığı ifade edildi.
ARCH PENINSULA ÇATISI ALTINDA
Satışın tamamlanmasının ardından Sanipak, dünyanın önde gelen selüloz, kağıt ve ambalaj üretim gruplarından biri olan Arch Peninsula bünyesinde faaliyetlerine devam edecek. Şirketten yapılan değerlendirmede, yeni ortaklık yapısıyla birlikte Sanipak’ın büyüme stratejisinin hızlandırılması, inovasyon çalışmalarının desteklenmesi ve markalarının bölgesel pazarlardaki etkinliğinin artırılmasının hedeflendiği belirtildi.
BÖLGESEL BÜYÜME HEDEFİ
Arch Peninsula Yatırımlar Eş Başkanı ve Sanipak Yönetim Kurulu Başkanı Nishant Grover, devir sürecinin tamamlanmasının ardından yaptığı açıklamada, satın almanın şirketin büyüme yolculuğunda yeni bir dönemi başlattığını ifade etti. Grover, Sanipak’ın yenilikçi ürün geliştirme kapasitesini güçlendirmeyi ve markalarının bölgesel erişimini artırmayı hedeflediklerini belirterek, müşterilere daha iyi hizmet sunarken iş ortakları için de uzun vadeli değer oluşturmayı amaçladıklarını kaydetti. Selpak ve Solo gibi Türkiye’nin en bilinen temizlik kağıdı markalarını üreten Sanipak, yeni sahiplik yapısıyla hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlardaki faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek.
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz dönüşüm desteğinde yaptığı düzenlemeyi iş dünyası açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Avdagiç, ihracatçıların üzerindeki bürokratik yüklerin azaltıldığını belirtirken, iş dünyasının öncelikli beklentisinin ihracat bedellerinin yüzde 35’inin Merkez Bankası’na satılması zorunluluğunun tamamen kaldırılması olduğunu söyledi.
Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle, döviz dönüşüm desteğinden yararlanmak isteyen firmalar için uygulanan “bir ay boyunca döviz satın almama” şartı kaldırıldı. Yeni sistemde ise firmaların döviz pozisyonu esas alınarak değerlendirme yapılacak. Avdagiç, özellikle ithal girdi kullanan ihracatçı firmalar açısından söz konusu taahhüdün ticari faaliyetleri zorlaştırdığını belirterek, kaldırılmasının üretim ve ihracat süreçlerine daha uygun bir yapı oluşturacağını ifade etti.
İTO’nun bu konudaki taleplerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve TCMB Başkanı Fatih Karahan ile yaptıkları görüşmelerde de dile getirdiklerini aktaran Avdagiç, yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinden yararlanabilmek için getirilen ilave şartların çok sayıda ihracatçının sistem dışında kalmasına neden olduğunu söyledi. İş dünyasının nihai beklentisinin ihracat bedellerine ilişkin satış zorunluluğunun tamamen kaldırılması olduğunu vurgulayan Avdagiç, bu adımın ihracatçıların finansal esnekliğini artıracağını ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü destekleyeceğini kaydetti. Düzenlemeyle birlikte küçük ve orta ölçekli işletmeleri ilgilendiren önemli bir yenilik de hayata geçirildi. Buna göre, aracı ihracatçıların katma değer limitlerini doldurmasının ardından yüksek katma değerli üretim yapan tedarikçi firmalar adına da döviz dönüşüm işlemi yapılabilecek. Destek ödemesi doğrudan üretici firmaya aktarılacak. Böylece doğrudan ihracat yapmayan ancak üretim gerçekleştiren KOBİ’ler de ilk kez bu destek mekanizmasından yararlanabilecek.
Yeni düzenlemenin büyük bölümünün 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe gireceğini hatırlatan Avdagiç, uygulamaya ilişkin teknik ayrıntıların Merkez Bankası tarafından yayımlanacak uygulama talimatıyla netleşeceğini belirterek, ihracatçının önünü açacak ilave adımların atılmasını beklediklerini ifade etti.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.