DOLAR 43,8431 0.02%
EURO 51,7451 0.08%
ALTIN 7.343,642,25
BITCOIN 2826270-4.19483%
İstanbul

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Fikri Türkel

Fikri Türkel

05 Ocak 2026 Pazartesi

Küresel Zombi Şirketler Krizi

Küresel Zombi Şirketler Krizi
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Küresel zombi şirketler krizi

Dünya ekonomisinin derinliklerinde sessizce büyüyen ama hepimizi etkileyen bir tehditten bahsetmek istiyorum: zombi şirketler. Kulağa bir bilim kurgu filminden fırlamış gibi geliyor değil mi? Ama inanın bana, gerçeklik çok daha ürkütücü.

Associated Press’in analizine göre, dünya genelinde borçlarının faizini bile ödeyemeyecek durumda olan 7.000’e yakın halka açık “zombi” şirket var. Ve bunların 2.000’i sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde!

KPMG Avustralya’dan gelen haberler daha da endişe verici: sadece son altı ayda ASX’te işlem gören zombi şirketlerin sayısı %30 artmış. Kearney’in verileri ise, dünya genelinde 2.370 zombi şirketin bulunduğunu ve bu sayının yılda yaklaşık %9 arttığını gösteriyor.

Bu sadece halka açık şirketler. Peki ya geri kalanı? McKinsey’in 2024 raporları, gelişmiş ekonomilerdeki KOBİ’ler arasında bu oranın %10-15 arasında seyrettiğini gösteriyor. Yani, etrafımızdaki her 10 şirketten biri veya ikisi aslında birer zombi olabilir. Bu, ekonomimizin damarlarında gezen bir virüs gibi.

Zombiler nasıl tanınır?

Peki nedir bu zombi şirket?

Faiz ödemek için bile bankaya koşan, kendi ayakları üzerinde duramayan ama devlet desteği ve ucuz kredilerle “yaşıyormuş gibi” yapan işletmeler. Japonlar çok iyi bilir – 1990’larda onlar icat etti bu kavramı.

Bugün Tokyo’da, negatif faiz dönemi bitti. Küçük işletmelerin nefesi kesiliyor. Japonya: Zombilerin doğduğu ülke, şimdi de mezarlığı olabilir!

Avustralya’da son 6 ayda %30 arttılar. Avrupa’da 500 milyar dolarlık bir “borç duvarı” var ve yüksek faizde bu borcu yenileyemeyenler düşecek.

Peki, bir şirketin zombi olduğunu nasıl anlarız?

Finans dünyasının bazı kan değerleri var:

. Faiz Karşılama Oranı (ICR): Faizlerini bile ödeyemiyorlarsa, bu ilk işarettir.

. Altman Z-Skoru: Şirketin iflas riskini gösteren bir karne gibidir.

. Yüksek Borç-EBIT Oranları, Düşük Karlılık: Borç batağında yüzüyorlar ve kar üretemiyorlar.

IMF’nin araştırmaları gösteriyor ki, bu verimsiz ve sürdürülemez şirketlerin oranı, 2008 Küresel Finansal Krizi ve COVID-19 pandemisi sonrasında küresel çapta bir patlama yaşadı. İlginçtir ki, özel şirketlerde zombileşme oranı daha düşük görünse de, bu durum şeffaflık eksikliğinden de kaynaklanabilir. Unutmayın, bu zombiler genellikle inovasyondan uzak, geleneksel, düşük büyüme potansiyeline sahip sektörlerde gizleniyorlar: perakende, imalat, konaklama…

Ekonomimizdeki zararlı etkileri

Bu zombilerin varlığı sadece kendi sorunları değil, tüm ekosistemi zehirliyor.

. Banka kredilerini, devlet teşviklerini, hatta yetenekli beyinleri emiyorlar. Bu kaynaklar, daha verimli, daha inovatif şirketlere gitmesi gerekirken, zombiler tarafından yutuluyor. Düşünün, bir hastanın tüm kaynakları, ölmüş bir uzvu ayakta tutmak için kullanılıyor.

. Kaynakların yanlış tahsisi, ekonomideki arz-talep dengesini bozuyor ve enflasyonu körüklüyor. Türkiye’deki araştırmalar da bu durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. Faizlerin ultra düşük olduğu dönemler bu zombilerin yaşam suyuydu, ama şimdi “yüksek ve uzun süreli” faiz ortamında hayatta kalmaları çok daha zor.

. Bir ekonomist olarak şunu söyleyebilirim ki, zombi şirketler, aslında sağlıklı olan firmaların finansal performansını kalıcı olarak düşürüyor. Rekabeti çarpıtıyor, fiyatları aşağı çekerek kar marjlarını eritiyorlar.

Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi üyesi Isabel Schnabel’in dediği gibi: “Zombi firmalar, sermayenin ve emeğin yanlış tahsisine yol açarak uzun vadeli büyüme potansiyelini düşürüyor ve enflasyonist baskıları sürdürüyor.” Yani, bu sadece küçük bir sorun değil, makroekonomik bir kambur!

Politika yapıcıların ikilemi

İşin trajikomik yanı ne biliyor musunuz?

Biz onları yaşatıyoruz! Politika yapıcılar, kısa vadeli işsizlik korkusuyla “yaşam desteğine” bastırıyor. Morgan Stanley’den Chetan Ahya’nın dediği gibi: “Hükümetler yapay solunum cihazını çıkarmaya korkuyor.”

Türkiye’de durum ne?

Sabancı Üniversitesi ve TCMB araştırması çarpıcı: Şirketlerin %9-12’si zombi! Yüksek enflasyon borç eritse de, faiz maliyetini katlıyor. Daha vahimi: Bankalar bazen “Evergreening” yapıyor yani eski krediyi kapatmak için “yeni” kredi veriyorlar! Bu, sorunu örtbas etmekten başka ne işe yarar?

Çoğu politika yapıcı, yüksek sübvansiyonlu faiz oranları ve devlet teşvikleri yoluyla istihdamı korumayı tercih ediyor. Bir zombi şirketin kapanması, bir işsizlik dalgası yaratabilir ve bu siyasi olarak zor bir karar. Ama bu, tıpkı ateşi düşürmek yerine, hastalığı göz ardı etmeye benziyor. Uzun vadede daha büyük ekonomik sorunlara yol açıyor.

Finansal sistemimiz üzerindeki etkisi de ürkütücü. Zombi şirketlerin sayısı arttıkça, iflas ettiklerinde ortaya çıkacak potansiyel hasar da katlanıyor. Bankaların bilançolarında biriken batık krediler, finansal krize yol açabilecek domino etkisi yaratabilir. Birçok uzman, 2008’deki mortgage krizi gibi olmasa da, bir kurumsal borç krizinin kapıda olabileceği konusunda uyarıyor.

Japonya: Zombilerin doğduğu yer

1990’lardaki balon ekonomisinin çöküşünden sonra Japonya, “Kayıp On Yıllar” olarak bilinen bir durgunluk dönemine girdi. Bunun önemli nedenlerinden biri, sayısız zombi şirketin uzun süreli düşük faiz politikalarıyla hayatta tutulmasıydı. Japonya’nın deneyimi, bu şirketlerin neden uzun vadede bir ekonomiyi felç edebileceğinin en acı örneğidir.

Avrupa: Refinansman krizi kapıda

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki borç yükümlülüğü altındaki şirketler, 500 milyar dolarlık devasa bir refinansman çıkmazıyla karşı karşıya. Bu parayı uygun faiz oranlarıyla bulamazlarsa, birçoğu kapılarını kapatmak zorunda kalacak. Özellikle Güney Avrupa’da, bankacılık sektöründeki yapısal sorunlar ve KOBİ’lerin finansmana erişim zorlukları bu durumu daha da kötüleştiriyor.

Çin: Devlet destekli zombiler

Çin’deki zombi şirketler ise büyük ölçüde devlet destekli işletmelerle (SOE’ler) bağlantılı. Sürekli zarar eden ancak hükümet veya bankalardan gelen dış destekle ayakta kalan bu firmalar, aşırı kapasiteye sahip sektörlerde yoğunlaşıyor. Kaynakları israf ediyor, verimliliği düşürüyor ve bölgesel borçluluğu artırıyorlar. Çin hükümeti, bu “Jiangshi Qiye”lerle mücadele etmek için adımlar atmış olsa da, bu firmaların istihdam sağlama gibi sosyal rolleri tasfiyelerini zorlaştırıyor.

Gelecek perspektifi

Peki, bizi ne bekliyor? 2024 ve 2025’te yatırımcılar, sermayelerini daha seçici, daha umut vaat eden şirketlere yatırıyor. Bu da zombi şirketlerin finansman bulmasını daha da zorlaştıracak. Onlar portföyünüzdeki birer saatli bomba gibi, tüm finansal sistemi riske atıyorlar.

Ne yapmalıyız? Bu “zombi istilasını” durdurmak için hem kısa hem de uzun vadeli, kararlı adımlar atmalıyız:

Kısa vadede:

. Bankacılık Düzenlemeleri: Bankaların zombi şirketlere kredi vermesini sınırlayan, risk odaklı yeni düzenlemeler getirmeliyiz. Bankaların risk yönetimi süreçleri güçlendirilmeli.

. Şeffaflık: Zombi şirketleri şeffaf bir şekilde belirlemeli ve kamuoyuyla paylaşmalıyız. Karanlıkta saklanmalarına izin vermemeliyiz.

. Finansal raporlama: Şirketlerin gerçek durumlarını doğru yansıtan, daha sıkı finansal raporlama standartları uygulamalıyız.

Uzun vadede:

. Etkin iflas hukuku: Verimsiz şirketlerin piyasadan çıkışını kolaylaştıracak, etkin iflas ve yeniden yapılandırma mekanizmaları kurmalıyız. Ölü şirketler için yapay yaşam desteğini kesmeliyiz.

. Piyasa disiplini: Serbest piyasa koşullarını güçlendirmeliyiz. Devletin stratejik olmayan sektörlerdeki sübvansiyonları azaltması, doğal seçilimi teşvik edecektir.

. Kaynak tahsisi eğitimi ve teşviki: Bankaların kaynak tahsis kararlarını iyileştirecek eğitimler ve teşvikler sağlamalıyız. Kredilerin gerçekten büyüme vaat eden projelere gitmesini sağlamalıyız.

Zombi apokalipsinden çıkış

Zombi şirketler sorunu, küresel bir ekonomik sağlık sorunudur. Türkiye’deki %9-12’lik oran da dahil olmak üzere, dünya genelindeki bu artış eğilimi, acil müdahale gerektiriyor. Politika yapıcıların kısa vadeli istihdam kaygılarını bir kenara bırakarak, uzun vadeli ekonomik verimlilik hedeflerine odaklanması gerekiyor.

Aksi takdirde, bu zombiler enflasyonu beslemeye devam edecek, kaynaklarımızı israf edecek ve sağlıklı şirketleri zayıflatarak ekonomik büyümeyi engelleyecek.

Ekonomi bir bedendir. Zombi şirketler, bu bedenin verimsiz, enfekte olmuş hücreleridir. Onları temizlemezsek, sağlıklı hücreler (yani dinamik şirketler, girişimciler) büyüyemez.

Biz ekonomimizde “kazananları” seçmeliyiz: Verimliliği, inovasyonu ve gerçek değeri.

Zombi şirketlerin mezarlığı, ekonomimizin yeniden doğuşunun başlangıcı olabilir.

Sorun küresel. Çözüm cesaret ister. Cesaretimiz var mı?