DOLAR 43,8431 0.02%
EURO 51,7451 0.08%
ALTIN 7.343,642,25
BITCOIN 2826270-4.19483%
İstanbul

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Fikri Türkel

Fikri Türkel

05 Ocak 2026 Pazartesi

Bir Tabak Makarnanın Dünyayı Doyurma Gücü

Bir Tabak Makarnanın Dünyayı Doyurma Gücü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyanın herhangi bir yerinde, ortalama 1 dolarla dört insanı sağlıklı bir şekilde doyurabileceğiniz bir ürün biliyor musunuz?

Bu soruya cevap vermeden önce, şu rakamı ve gerçeği unutmayın: 2.8 milyar insan yani dünya nüfusunun üçte biri sağlıklı bir beslenme düzenini karşılayamıyor. Çin’in ve Hindistan’ın toplam nüfuslarından fazla…

Bu rakamlar o kadar büyük ki, bazen zihnimiz onları kavramakta zorlanıyor. Ama size anlatacağım hikaye, umut dolu… Çözüm, sandığınızdan daha yakın.

​​​​​​​​​​​​​​​​Birkaç yıl önce, Uluslararası Makarna Örgütü (IPO) ile birlikte,  “Milyar Öğün Hedefi.” projesini başlattı.  Acil gıda ihtiyacı, daha önce benzeri görülmemiş bir seviyede. Ve üstelik, bu kriz görünmez bir kriz. Çünkü açlık, genellikle sessizdir. Televizyonlarda her gün görünen savaşlar, doğal afetler gibi değil. Ama etkisi en az o kadar yıkıcı.

Oxford Üniversitesi’nin 2024 tarihli gıda güvenliği raporu, küresel açlığın, yalnızca gıda yetersizliği değil, aynı zamanda yapısal eşitsizlik, iklim krizi ve tedarik zinciri kırılganlıklarının kesişim noktasıdır. Bu, 21. yüzyılın en önlenebilir ama en ihmal edilen insanlık trajedisidir.

Küresel açlığın ardındaki nedenler karmaşık:

. 95 milyon insan zorla yerinden edildi. Bu insanlar, evlerini, tarlalarını, geçim kaynaklarını kaybetti.

. BM İklim Değişikliği Paneli’nin 2024 verilerine göre, aşırı hava olayları son 10 yılda %40 artış gösterdi ve bu, doğrudan tarımsal üretimi etkiledi.

. COVID-19 pandemisi, ardından gelen enflasyon dalgaları ve tedarik zinciri krizleri, milyonlarca insanı yoksulluk sınırının altına itti.

. Dünya Gıda Programı, 2024’te ihtiyaç duyduğu bütçenin yalnızca %58’ini elde edebildi.

Bu zorlu tablo karşısında, çözümün aslında ne kadar basit ve erişilebilir olabileceğini gösteren bir ürün var: Makarna.

Türkiye örneğini ele alalım. Çiftlikten 0,11 dolara alınan makarnalık buğday, fabrika çıkışında 0,35 dolara, son tüketici fiyatında ise 0,70 dolara ulaşıyor. Bu, tarladan rafa uzanan süreçte yaklaşık %289’luk bir katma değer demek.

Bu sadece bir rakam değil. Bu, binlerce çiftçinin geçimi, fabrika işçisinin maaşı, kamyon şoförlerinin istihdamı, market çalışanlarının geliri anlamına geliyor. Her bir makarna paketinin arkasında, tüm bir ekonomik ekosistem var.

Michigan State Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nün 2023 araştırmasına göre, tahıl bazlı gıda sistemleri, gelişmekte olan ülkelerde kırsal istihdamın %67’sini oluşturuyor.

Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan Dr. Walter Willett’in 2024 çalışması önemli: “Tam tahıl bazlı makarna ürünleri, lif, protein ve B vitaminleri açısından zengindir. Doğru tarif ve kombinasyonlarla, dengeli bir beslenmenin temel taşı olabilir.”

Makarnanın gerçek gücü, uyum yeteneğinde. Sebzelerle, baklagillerle, proteinlerle zenginleştirilebilir. Farklı kültürlerin mutfaklarına entegre olabilir. İtalyan, Türk, Çin, Arap mutfaklarında farklı formlarda ama aynı besleyici değerle var olur.

Cambridge Üniversitesi Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü’nün “Gıdaların Karbon Ayak İzi” raporuna göre (2024):

. 1 kg makarna üretimi: 1.6 kg CO2 eşdeğeri

. 1 kg sığır eti üretimi: 27 kg CO2 eşdeğeri

. 1 kg tavuk eti üretimi: 6.9 kg CO2 eşdeğeri

Makarna, en düşük su tüketimine sahip gıdalardan biri. Uzun raf ömrü sayesinde gıda israfı minimal. İklim krizi çağında, bu özellikler hayati.

Şimdi size somut bir başarı hikayesi anlatmak istiyorum. Türkiye’nin makarna hikayesi.

12,000 yıl önce, tam şu anda üzerinde durduğumuz topraklarda, Göbeklitepe’de, insanlık tarımı keşfetti. Anadolu, makarnalık buğdayın—durum buğdayının—gen merkezi. Bu bir tesadüf değil, bir miras.

Ve bugün, Türkiye:

. Dünya ikinci büyük makarna üreticisi (3 milyon ton/yıl)

. Dünya ikinci büyük ihracatçısı (1.5 milyon ton/yıl)

. Dünya üretiminin %11’i

2023/24 sezonunda Türkiye, 1.5 milyon ton durum buğdayı ihracatı gerçekleştirdi. Ama asıl dikkat çekici olan: 2024’ün ilk altı ayında makarnalık buğday ithalatı sıfıra indi. Yani sektör, tamamen yerli hammaddeyle çalışıyor. Bu, ithalatsız ihracat demek, ekonomistlerin hayalini kurduğu modeldir.

Türkiye’nin başarısının arkasında, katı kalite kontrol sistemi var. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri bunu şöyle özetliyor:

2003 Dönüşüm yılı oldu. Entegre Zararlı Yönetimi’ne geçiş. Kimyasal mücadele alanı 19 milyon dekardan 1 milyon dekara düştü. 2006’da havadan ilaçlama yasaklandı. Bugün biyolojik mücadele öncelik.

Laboratuvar Altyapıs olarak: 41 kamu, 97 özel olmak üzere 138 akredite laboratuvar var. 479 farklı analiz kapasitesi. Sonuçlar 170 ülkede kabul ediliyor.

Türk Gıda Kodeksi, AB standartlarıyla uyumlu. FAO, EFSA, WHO, Codex Alimentarius’ta aktif üye durumunda.

Son 10 yılda, Türkiye makarnasıyla ilgili uluslararası gıda güvenliği ağlarında (RASFF, INFOSAN) hiçbir olumsuz bildirim yok.

Bu sadece Türkiye’nin başarısı değil. Bu, yapılabilir olduğunun kanıtı.

24-25 Ekim 2025’te İstanbul’da gerçekleşen Dünya Makarna Günü, sembolik bir anlam taşıyor.

Uluslararası Makarna Örgütü Başkanı Carl Zuneli’nin sözleri önemli: “İstanbul, antik çağın en iyisi ile modernitenin en iyisini temsil ediyor. Tıpkı makarna gibi. Makarna da derin geleneklere sahip, ancak bir kolu da daima inovasyona uzanan bir ürün.”

Bu “Gelenekten Geleceğe” teması, sektörün iki direğini gösteriyor:

.  Gelenek (Hammadde Gücü): 12,000 yıllık tarımsal miras, durum buğdayının gen merkezi ve yerel çeşitler ve biyoçeşitlilik alanındaki yenilikçi yapı.

. Gelecek (İnovasyon): Tam buğdaylı ürünler (Konya pilot projesi), zenginleştirilmiş makarnalar (protein, vitamin, lif), sürdürülebilir üretim teknolojileri ve akıllı tarım ve dijital tedarik zinciri oluşturmak.

2023’te küresel makarna ailesi olarak 78 milyon öğün oluşturdu. 45 milyonu dünyadan, 32 milyonu ABD’den. 2024’te bu rakam 65 milyonu aştı ve yükselmeye devam ediyor. Ama hatırlayın: 733 milyon insan kronik açlık çekiyor. 78 milyon harika ama yeterli değil.

Diğer taraftan Türkiye açısından ciddi zorluklar da var. Korumacı Ticaret Engelleri:

. ABD, Türk makarnasına yaklaşık %75 anti-damping vergisi uyguluyor

. AB, 20,000 tonluk kota sonrası ton başına 220 Euro ek vergi koyuyor

IPO Başkanı Carl Zunelli’nin haklı çağrısı: “Oyun alanının eşit olması gerektiğine inanıyorum. Damping’e yer yoktur, ancak bir iddia da kanıt demek değildir. Adil bir rekabet ortamı şart.” Unutmayın ki korumacı ticaret politikaları, kısa vadede yerel üreticiyi korur gibi görünse de, uzun vadede inovasyon gücünü azaltır ve tüketici refahını düşürür. Gıda gibi hayati sektörlerde, bu etki daha da kritiktir.

Ümit verici gelişmeler de var. Dünya Ticaret Örgütü’nün 2025 zirvesinde, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım temalı yeni ticaret protokolleri görüşülüyor.

Makarnanın sınırı yoktur. Masa etrafında bir yemeği paylaştığımızda kültürel, politik ve ekonomik engeller ortadan kalkar.  Bu sadece romantik bir fikir değil. Tarih boyunca, en önemli anlaşmalar, en derin dostluklar, en yaratıcı fikirler bir masa etrafında doğdu.

Makarna, evrensel bir dildir. Her kültürde karşılığı var. İtalya’da spaghetti, Türkiye’de erişte, Çin’de noodle, Ortadoğu’da vermicelli… Formlar değişir ama öz aynıdır: Beslenmek, paylaşmak, bir araya gelmek.