23 Ağustos 2026 Pazar
Küresel pazarlarda rekabet eden Türk üreticilerinin en büyük sıkıntısı olan nakit akışı ve finansmana erişim sorununa uluslararası formül geldi.
Taba-AmCham Ekonomi ve Finansman Komisyon Başkanı İlker Küçüker, ihracat faturası kesildikten sonraki 48 saat içinde tutarın yüzde 80’ini nakde çeviren ve alacakları iflas riskine karşı koruyan yeni nesil finansman modelinin detaylarını paylaştı. Dünya pazarlarında boy gösteren Türk ihracatçılarının önündeki en büyük bariyer, ham maddeden üretime kadar geçen süreçteki nakit ihtiyacı ve finansmana ulaşım zorluğu oluyor. Birçok işletmenin sermaye yetersizliği nedeniyle siparişleri kaçırdığını veya zorlandığını belirten Taba-AmCham Türk-Amerikan Ticaret Odası Ekonomi ve Finansman Komisyon Başkanı İlker Küçüker, alternatif modellerin artık bir lüks değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Chelsea Financial Solutions bünyesinde Türkiye, Avrupa ve Amerika üçgeninde çözümler ürettiklerini belirten Küçüker, şu değerlendirmede bulundu: “Dış ticarette işletmelerin en önemli ihtiyaçlarından biri zamanında finansmana ulaşmak. Türk firmaları ham madde tedarikinden üretim ve ihracata kadar geçen süreçte ciddi bir nakit akışı gereksinimi duyuyor. Tam da bu noktada devreye aldığımız uluslararası finansman çözümleri, firmalarımıza çok ciddi ve rekabetçi avantajlar sunuyor.”
VADE BEKLEME YOK 48 SAATTE NAKİT AKIŞI
İhracatçıların küresel pazarda rekabet edebilmek için uzun vadeli satışlar yapmak zorunda kaldığını ancak bunun da nakit sıkışıklığı yarattığını ifade eden Küçüker, geliştirdikleri sistemle vadeleri ortadan kaldırdıklarını müjdeledi. Sistemin işleyişini anlatan Küçüker, süreci şu sözlerle özetledi: “İhracat faturası düzenlendikten sonra tutarın yaklaşık yüzde 80’ini 24 ila 48 saat içerisinde ihracatçıya ödeyebiliyoruz. Böylece firmalarımız 120 gün, 180 gün veya daha uzun vadeleri beklemek zorunda kalmıyor. Finansman kuruluşları ile sigorta şirketlerinin devreye girmesi sayesinde ihracatçılarımız nakit akışlarını eksiksiz koruyabiliyor.”
ALICI İFLAS ETSE BİLE PARANIZ GÜVENDE
Yeni nesil finansman modelinin sadece hızı değil, ticari güvenliği de beraberinde getirdiğini vurgulayan İlker Küçüker, ihracat alacaklarının uluslararası sigorta mekanizmalarıyla zırha büründüğünü söyledi. Özellikle yeni pazarlara yelken açan firmalar için bu sistemin hayati bir güvence olduğunu belirten Küçüker, risk yönetimine dair şunları söyledi: “Yurt dışındaki alıcı firmalar, uluslararası sigorta kuruluşları tarafından titizlikle değerlendiriliyor. Gerekli onayların ardından ihracatçının alacağı sigorta kapsamına alınıyor. Yurt dışındaki alıcı firma iflas etse ya da faaliyetlerini durdursa dahi Türk ihracatçısının alacağı güvence altında kalıyor. Üstelik bu sistem yalnızca büyük ölçekli şirketlere değil, küçük ve orta ölçekli (KOBİ) ihracatçılarımıza da hitap ediyor. Her ölçekteki firmamız bu modelden rahatlıkla yararlanabilir.”
HAMMADDEYE ULUSLARARASI FON DESTEĞİ
Sistemin sadece satış aşamasını değil, üretimin başlangıcı olan ham madde tedariğini de finanse ettiğini kaydeden Küçüker, tekstilden mobilyaya, otomotivden metale kadar birçok sektörün önünü açtıklarını ifade etti. Küçüker, tedarik zinciri finansmanına ilişkin şu detayları paylaştı: “Üretimde kullanılan kumaş, sünger, ahşap, metal ve benzeri tüm ham maddeler de uluslararası fonlar ve bankalar aracılığıyla finanse edilebiliyor. Firmalarımız ihtiyaç duyduğu ürünleri kendileri belirliyor, finansman kuruluşları ise tedarik sürecini fonlayarak destekliyor. Ürünlerin sevkiyatının ardından üreticiler kısa sürede ödemelerine ulaşıyor. Bu model, fabrikalardaki çarkların ve üretim süreçlerinin kesintisiz devam etmesine büyük katkı sunuyor.”
Hızlı finansman ve güçlü risk yönetimi sayesinde Türk markalarının dünyada çok daha cesur adımlar atabileceğini söyleyen Küçüker, hedeflerinin, küresel çözümlerle Türk üreticisinin dünya pazarlarındaki rekabet gücünü en üst seviyeye çıkarmak olduğunun altını çizdi.