DOLAR 43,3604 0.23%
EURO 50,9624 0.06%
ALTIN 6.885,400,71
BITCOIN 3869024-0.66726%
İstanbul
10°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

KISIR DÖNGÜ EKONOMİSİ

KISIR DÖNGÜ EKONOMİSİ

ABONE OL
Ocak 5, 2026 17:50
KISIR DÖNGÜ EKONOMİSİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KISIR DÖNGÜ EKONOMİSİ

Pandemi sonrası dönemde dünya ekonomisi ciddi bir sınavdan geçti. Küresel ölçekte yaşanan ekonomik durgunluk, özellikle mali yapısı kırılgan ülkelerde çok daha sert hissedildi. Bu ülkelerde gıda fiyatlarının yükselmesiyle birlikte enflasyon adeta kontrolden çıktı. Türkiye de ne yazık ki bu tablodan muaf kalamadı.

Gıda fiyatlarındaki artış, enerjide dışa bağımlılığın bir sonucu olarak yükselen akaryakıt maliyetleri ve tedarik zincirinin büyük ölçüde karayolu taşımacılığına dayanması, enflasyonu yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı. Üretimden lojistiğe, lojistikten raflara uzanan zincirdeki her maliyet artışı, etiketlere katlanarak yansıdı. Enflasyon yükseldi, faizler arttı, döviz kurları dalgalandı ve ekonomi giderek kendi içinde dönen bir kısır döngünün içine girdi.

Bu süreçte açıklanan Orta Vadeli Program ile öncelikli hedef olarak enflasyonun dizginlenmesi belirlendi. Ancak uygulanan sıkı para politikası beraberinde yeni riskler getirdi. Yüksek faiz ortamı, bir yandan tasarruf sahiplerini üretim ve yatırımdan uzaklaştırarak faize yönlendirdi, diğer yandan işini büyütmek isteyen girişimcilerin ve sanayicilerin krediye erişimini zorlaştırdı. Yatırım iştahının azalması, özellikle ihracatçı sektörlerde rekabet gücünün zayıflamasına yol açtı.

2021, 2022, 2023 ve 2024 yılları, neredeyse her ay değişen etiket fiyatlarıyla hafızalara kazındı. Artan girdi maliyetleri karşısında ayakta kalamayan birçok işletme kepenk indirdi. Tarım sektörü ise bu süreçten en fazla etkilenen alanlardan biri oldu. Üretim maliyetlerinin yükselmesi, çiftçinin finansmana erişimde yaşadığı zorluklar ve plansızlık, tarımsal üretimde ciddi kayıplara neden oldu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın TBMM’de bütçe görüşmeleri sırasında açıkladığı zirai don ve kuraklık etkileri de tabloyu daha da ağırlaştırdı. Tarımda yüzde 12’lere varan bir küçülme yaşandı. Gıda üretiminin düşmesi, buna karşın nüfusun artmaya devam etmesi, arz-talep dengesini bozarak gıda enflasyonunu daha da besledi.

2025 yılına gelindiğinde fiyat artışlarının önceki yıllara kıyasla kısmen yavaşladığı görüldü. Ancak ücretli kesime yapılan zamların alım gücünü gerçek anlamda artırmaması, piyasalarda beklenen canlılığı oluşturmadı. Vatandaş harcamada temkinli davrandı, iç talep sınırlı kaldı.

İhracat cephesinde ise ayrı bir sorun öne çıktı: döviz kurlarının görece düşük seyri. İçeride artan işçilik ve girdi maliyetlerini, uluslararası pazarlarda müşteri kaybetmemek adına fiyatlara yansıtamayan ihracatçı, uzun süre kâr marjından fedakârlık etti. Ancak döviz kurundaki artışın sınırlı kalması, zamanla bu fedakârlığı sürdürülemez hale getirdi. Birçok firma maliyetine yakın fiyatlarla ihracata devam etmeye çalıştı, ardından üretim bantlarında daralmaya gitmek zorunda kaldı.

Son dönemde Merkez Bankası’nın faiz indirimleri umut verse de, reel sektör açısından bu adımlar krediye erişimi kolaylaştırmak için yeterli olmadı. Sanayiciler ve iş dünyası temsilcileri, faizlerin hâlâ yüksek olduğunu hemen her platformda dile getiriyor.

Tüm bu tablo, Türkiye ekonomisinin son yıllarda neden bir kısır döngü içinde sıkıştığını açıkça ortaya koyuyor. Beklenti, 2026 yılının bu döngülerin kırıldığı bir yıl olması yönünde. Enflasyonun yeniden tek haneli rakamlara gerilediği, alım gücünün arttığı, yatırımcının düşük faizle finansmana erişebildiği ve yeni yatırımların hız kazandığı bir Türkiye, sadece ekonomi yönetiminin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak temennisi.

Çünkü güçlü bir ekonomi; sadece rakamlardan ibaret değil, üretimle, istihdamla ve vatandaşın sofrasına yansıyan refahla anlam kazanıyor.

Yeni yılınız kutlu olsun…

Not: Ocak ayı ile birlikte İkitelli OSB’de yer alan birçok kooperatif ve sanayi sitesinde genel kurul heyecanı başlayacak. Daha önce de defalarca dile getirdik bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum; Herkes üyesi bulunduğu kooperatif veya sanayi sitesinin genel kurul toplantılarına katılmalı. Site yönetiminden memnunsa mevcut yönetime, değilse karşısına çıkan ve daha iyi olduğunu düşündüğü ismi desteklemeli. Yaşadığı sorunları sağda solda değil genel kurulda dile getirmeli. Özetle herkes kooperatifine sahip çıkmalı…

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.