Esra Kaş

Esra Kaş

05 Nisan 2026 Pazar

DİKKAT ! EVDE, EV GENCİ VAR!

DİKKAT ! EVDE, EV GENCİ VAR!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye son yıllarda yeni bir salgınla karşı karşıya. Bu salgının adı da  EV GENCİ.

Peki nedir bu ev genci kavramı. İngilizce NEET yani Not in Education, Employment or Training’den geliyor. Yani genç nüfusun eğitimde veya istihdamda yer almadan evde vakit geçirmesi anlamına geliyor. OECD verilerine göre, Türkiye’deki 15-29 yaş arası gençlerin eğitim ve iş hayatından kopukluk oranı (NEET – Not in Education, Employment, or Training) birçok gelişmiş ülkenin oldukça üzerinde. Rakamsal ifade edecek olursak TÜİK verilerine göre Türkiye’de ev gençlerinin sayısı 4 milyon 627 bin. Yani kabaca her 3 gençten biri ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor. Bu durum OECD ülkeleri arasındaki en yüksek oran diyebiliriz.

Kangren olma yolunda hızla ilerleyen ev gençleri Türkiye’nin en önemli beka sorunlarından biri haline gelmiş durumda.
Türkiye için Ev genci meselesinin en önemli sorunlardan biri olmasının temel nedeni mevcut durumda kalıcı yoksuluğa dönüşüyor dönüşüyor olması  ve nesiller arası yoksuluğa sebebiyet vermesidir.
Dikkatli baktığımızda korkuç bir senaryo bu.
Peki ülkemizde neden bu kadar ev genci var?
Bu artışın sebebine ve ülkenin geleceği için nasıl sorunlar oluşturabilir?
Türkiye bu sorunu nasıl çözebilir? Gibi soruların cevabı aşağıdaki gibi olabilir.

Ev genci olarak adlandırdığımız bu gençler herhangi bir eğitim almıyor, iş aramıyor ve ekonomik olarak ailelerine de bağımlı durumdalar.
Ev gençleri pasif ve aktif olarak ikiye ayrılıyor.
Pasif grubunda yer alan gençler okumuyor. Bu kişiler eğitim sürecinde yer almamalarının yanı sıra iş de aramadıkları için iş gücüne de dahil olamıyorlar.
Aktif grubunda yer alan gençler ise henüz iş bulmayan fakat iş bulmaları halinde çalışmaya hazır kişilerden oluşuyor.
Dolayısıyla pasif ev genci daha fazla mücadele gerektiren öncelikli bir grup olarak görülüyor. İnsanlar okulu, eğitimleri bitirdikleri zaman gençlere tatmin edici işler sunan bir iş piyasası yok. Bunun karşılığında da fabrikalar işçi bulamıyor. iyi maaşlar veriyorlar, yüksek maaşlar veriyorlar, iş garantisi veriyor, sosyal haklar veriyor. Bahsettiğimiz işler fabrikalarda olduğu içinde firmaların ne kadar büyük ya da köklü olduğuna bakılmaksızın fabrikada çalışmak artık arzu edilen bir şey değil. Bunun yerine fabrikada çalışmak yerine tezgahtar olmayı tercih ediyor.
Ev gençlerinin sayısının son yıllarda bu kadar yükselmesinin arkasındaki sebepleri çoğumuz tahmin edebiliyoruz.
Bu konuda Türkiye’de ev genci oranının yükselmesinde birkaç ana faktör öne çıkmaktadır:

İlk olarak Ekonomik Durum: Yüksek enflasyon, işsizlik oranlarının artması ve ekonomik belirsizlik, gençlerin iş bulma umudunu azaltmaktadır. Özellikle gençler için istihdam olanaklarının sınırlı olması, iş güvencesi bulunmaması ve düşük ücretler, onların iş hayatına atılma isteğini kırmakta ve çoğunlukla iş aramaktan vazgeçmelerine neden olmaktadır.

İkinci olarak Eğitim ve İş Uyumunun Eksikliği: Türkiye’de eğitim sistemi ile iş gücü piyasasının ihtiyaçları arasında belirgin bir uyumsuzluk bulunmaktadır. Birçok genç mezun olduktan sonra mesleki bilgi veya becerilerini uygulayabilecekleri alanlar bulmakta zorlanmaktadır. Ayrıca, meslek edindirme ve teknik beceri kazandırma konusunda eğitim sistemindeki eksiklikler, gençlerin iş hayatına atılmasını zorlaştırmaktadır.

Üçüncü olarak Aileye Bağımlılık: Türkiye’deki geleneksel aile yapısı ve gençlerin ailelerine bağımlılığı da ev genci oranını etkileyen bir faktördür. Aileler, ekonomik zorluklar nedeniyle gençleri desteklemekte zorlanıyor olsa da, gençlerin bağımsız yaşam kurma isteğini zayıflatmakta ve evde kalmalarını kolaylaştırmaktadır. Burada özellikle kız çocukların okutulmaması ya da istihdamda erkeklere oranlara daha geride bırakılması da etkendir.

Son olarak Psikolojik Etkenler: Özellikle pandemi döneminde, yaşanılan kanmalar ile gençlerin geleceğe dair kaygıları, umutsuzlukları  ve depresyon gibi ruhsal sağlık sorunları yaygınlaşmıştır. Sosyal bağlantıların azalması, kişilerin bilgisayar oyunları ve sanal dünya bağımlılığı ile iş ve eğitimde yaşanan belirsizlikler de gençlerin harekete geçmesini zorlaştırmaktadır. Ya da vazgeçmelerine sebep olmaktadır.

 

Tüm bu yaşanılanların bir çok konuda toplumsal ve ekonomik sonucu vardır:

 

  1. Ekonomik Etkiler: Ev genci olarak adlandırılan gençlerin üretken olarak  ekonomik faaliyetlerde bulunmaması, ekonomik büyümenin potansiyelinin düşmesine sebep olmaktadır.  Gençlerin iş gücü piyasasına katılmaması, ülkede kişi başına düşen verimliliği düşürrken ve ekonomik büyümeyi de olumsuz etkilemektedir.
  2. Toplumsal Etkiler: Ev genci oranının artması toplumsal hayatta da yansımalara neden olmaktadır. Çoğu genç evde kalarak sosyal hayattan izole olmaktadır, bu durum da bireysel ve toplumsal ilişkileri zayıflatmaktadır. Özellikle son dönemde de herkesi rahatsız eden toplumda infaale sebep olan oluşmasına sebebiyet veren durumların nedenlerinde yer almaktadır.
  3. Nufüs Üzerindeki  Etkiler: Türkiye gibi nüfusu genç olan ülkelerde, gençlerin iş gücü piyasasına katılım oranlarının bu denli düşük olması gelecek günlerde bu insanların ilerleyen yaşlarında da işsiz olarak kalmasına ve çalışan kesimin üzerinde yük olmasına sebep olacaktır.
  4. Psikolojik Etkiler: Kendini geliştiremeyen, iş gücüne katılamayan gençlerde öz güven kaybı, depresyon ve geleceğe yönelik endişeler artacak ve yukarıda da bahsettiğim gibi  psikolojik rahatsızlıkların sonuçlarından tüm toplum olarak etkilenilecektiri.

Bu denli büyük ve görmezden gelinen Türkiye’deki ev genci sorununu çözmek ve gençlerin iş hayatına katılımını artırmak için çeşitli politika ve çözüm yolları izlenilebilir.

 

  1. Eğitim ve İstihdam Uyumu Sağlanmalı: Eğitim müfredatının iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun şekilde güncellenmesi, gençlerin mezun olduktan sonra hızlıca iş bulmasını kolaylaştıracaktır. Ayrıca, mesleki eğitim ve çıraklık gibi alternatif eğitim programlarının artırılması, gençlerin beceri kazanmalarını sağlayarak iş piyasasında talep edilen niteliklere uygun hale gelmelerini sağlayabilir.
  2. Genç İstihdam Teşvikleri Artırılmalı: Genç işsizliğini azaltmak için işverenlere yönelik teşvikler artırılabilir. Özellikle gençlerin ilk iş deneyimlerini kazanmalarına yardımcı olacak iş programları oluşturulmalı ve staj programlarının etkin bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır. Bu tür uygulamalar, gençlerin iş tecrübesi edinmelerini ve istihdam edilebilirliklerini artıracaktır.
  3. Ruh Sağlığı Destek Programları: Gençlerin ruhsal sağlığını destekleyecek programların geliştirilmesi, gençlerin gelecek kaygılarını azaltabilir. Psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sosyal destek programlarının artırılması ve gençlere yönelik farkındalık kampanyalarının düzenlenmesi, gençlerin daha sağlıklı bir ruh halinde olmalarını sağlayabilir.
  4. Genç Girişimciliği Desteklemek: Gençlere girişimcilik fırsatları sunulmalı, yenilikçi fikirlerin hayata geçmesine olanak tanıyan yatırım fonları ve iş geliştirme merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Böylece gençlerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları ve topluma değer katmaları teşvik edilebilir.

 

SAĞLIKLI BİR GELECEK NESİL İÇİN EV GENÇLERİNİN HEM ACİL OLARAK HAYATA ÖZELLİKLE İŞ HAYATINA KAZANDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.