DOLAR 43,8431 0.02%
EURO 51,7451 0.08%
ALTIN 7.343,642,25
BITCOIN 2826270-4.19483%
İstanbul

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

EKONOMİ VE GÜVEN

EKONOMİ VE GÜVEN

ABONE OL
Mayıs 4, 2025 14:00
EKONOMİ VE GÜVEN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

EKONOMİ VE GÜVEN

Türkiye her anlamda zor dönemden geçiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ABD ve Körfez ülkelerini ziyaret ederek yatırım çekme çabasında ancak içeride yaşanan gelişmeler Şimşek’in bu çabasını baltalar görünüm sergiliyor.

Siyasete yaşanan gelişmeler, hukuk konusunda yaşanan kafalardaki soru işaretleri yerli ve yabancı yatırımcıyı korkutuyor. Tüm bunların üstüne İstanbul’da yaşanan 6.2’lik deprem ve artçı sarsıntıları tuzu biberi olmuş durumunda. Ülkede sürekli değişen gündem nedeniyle ekonomiyi konuşmaya çok fırsat bulamasak da sokakta halkın ana derdi ekonomi, iş dünyasının ana derdi her gün uluslararası arenada rekabette güç kaybetmenin getirdiği sıkıntılar.

Kurun uzun süredir baskı altında tutulması ihracatçının elini kolunu bağladı. İçeride artan maliyetleri fiyata yansıttığında pazar payını kaybeden ihracatçı ayakta kalabilmek için şimdilik karından taviz vererek ayakta kalmaya çalışıyor. Bu durumun sürdürülebilir olduğunu söylemek çok fazla iyimser olur. Kurun sabit kalması ithalatı artırırken yerli üretici dışarıdaki rekabetini kaybederken iç pazarda da güç kaybetmeye devam ediyor.

Türkiye’de yaşanan siyasi ve hukuki gelişmeler Avrupa ve Amerikan siyasetçileri tarafından çok gündeme getirilmese de aynı ülkelerin iş dünyası tarafından yakından takip ediliyor. Ülkede ne yazık ki adaletin eşitliği konusunda bir güven bunalımı söz konusu. Bu güven bunalımı güvenli liman arayan sıcak paranın Türkiye’ye gelmesinin önünde bir engel. Yabancı yatırımcıyı sadece teşvikler vererek buraya çekmeniz olası değil. Ona hukuki güven de vermelisiniz. Ekonominin çarklarını adaletin terazisinden ayrı düşünemezsiniz.

İş dünyasından konuştuğumuz birçok insan bu tedirginliği yaşıyor. İnsanların yıllarca emek verip büyüttüğü şirketlerin bir gecede el değiştirmesi, kiminle nasıl iş yapacaklarını bilememeleri onların yeni yatırım yapmalarını da engelliyor. Faizlerin yüksekliği de buna eklenince insanlar, zor olanı değil kolay olanı seçiyor.

İmalat sektörünün durumu böyle inşaat sektörünün durumu da farklı değil. Artık İstanbul’da yeni projeleri yabancılar hariç satmak çok zor. En küçük dairenin fiyatı 10 milyonun üzerinde bunun aylık taksitlerini beyaz yakalıların bile ödemesi zor. Hal böyle olunca inşaat sektöründe de durgunluk söz konusu. Ekonominin çarkları yavaşlıyor, üretimin olmadığı bir ülkede tüketimi artırırsanız enflasyonu dizginleme şansınız kalmaz. Tüketimi yavaşlatmak için fiyatları yükselttiğinizde de yine üretimi engellemiş olursunuz. Bu ikisi arasındaki dengenin çok iyi sağlanması gerekiyor.

Nisan ayında zirai don yaşadık. Tarım bakanlığına göre 36 il Ziraat Odalarına göre 61 ilde tarım alanlarına zarar veren bu don sonrası bu yaz meyve sebze fiyatlarının daha da artacağını ön görmemek için kör olmak lazım. Bir de buna fırsatçıları eklerseniz ki yıldır çabaladığınız enflasyonu dizginleme ve tek haneye düşürme hedefinden şaşmak zorunda kalırsınız.

Fırsatçılar demişken İstanbul’da yaşanan 6.2’lik depremin ardından yaşadığımız ticari ahlaksızlığa da değinmek lazım. İstanbul büyük bir sarsıntı geçirmiş, artçı şoklar devam ediyor ama ticari ahlaktan yoksun bazı işletmeler bunu fırsata çevirme peşinde. Daha önce ilana koydukları konut fiyatlarına hemen 1-3 milyon TL arası zam yapıyorlar. Deprem fırsatçıları sadece konutla sınırlı değil. Gıda alanında da aynı durumu görmek mümkün. Birçok market depremin ertesi günü etiketleri değiştirme yarışına girdi. Ticaret Bakanlığı bunları yakın takibe aldığını ve 14 milyon TL’nin üzerinde ceza kestiğini açıklasa da bu durum ceza ile çözülecek gibi değil. Çünkü bu rakam o fahiş fiyatlardan elde ettikleri gelirlerin yüzde 1’i bile değil.

Türkiye ticari ahlakını kaybetme noktasına gelmiş gibi gözüküyor. Her yıl kutladığımız Ahilik Haftası ne yazık ki içi boşaltılmış bir kavram haline gelmiş durumda. Ticari ahlak seferberliğine ihtiyacımız var. Bunu sadece deprem fırsatçıları için söylemiyorum. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından periyodik olarak yayınlanan tağğiş listesine baktığımızda da görüyoruz bu ihtiyacı. Gıda maddelerinin içinde neler neler var.

Bu yazımda farklı noktalara değiniyor gibi gözüksem de aslında tek noktayı kaleme aldım; ‘Ticarette güven, adalette güven, idarede güveni sağlayamadan ekonomiyi düzlüğe çıkarmamız zor.’

Kalın sağlıcakla…

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.