DOLAR 43,8431 0.02%
EURO 51,7451 0.08%
ALTIN 7.343,642,25
BITCOIN 2826270-4.19483%
İstanbul

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Sürdürülebilir Kalkınma Odağında Alternatif Enerji Kaynakları

Sürdürülebilir Kalkınma Odağında Alternatif Enerji Kaynakları

ABONE OL
Haziran 11, 2025 11:32
Sürdürülebilir Kalkınma Odağında Alternatif Enerji Kaynakları
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz yüzyılda nüfus artışı çok hızlı gerçekleşti. Dünya nüfusu 1950 yılında yaklaşık 2.5 milyar civarında iken 2023 yılında nüfus yaklaşık 8 milyara ulaştı. Ortalama kadın doğurganlığı dikkate alındığında ise 1950’de kadın doğurganlığı 1 birim iken, 2023’te doğurganlığın 2,5 birim seviyelerine ulaştığını söylemek mümkün. Doğurganlıktaki bu artış ise maalesef yaşam koşullarını zorlaştırarak insan hayatını bir hayli olumsuz etkiliyor.

Küresel ölçekte ortalama gelir düzeyine sahip kişilerden oluşan küresel orta sınıf hızla genişliyor. 2000 yılında nüfusun %62’si orta sınıfta yer alırken, 2050 yılına kadar nüfusun %80’inin orta sınıfı oluşturacağı tahmin ediliyor. Orta sınıfın zaman içinde genişleyeceğine dair yapılan öngörülerin en temel nedeni ise insanların bugün sahip olduğu yaşam tarzının dünyanın sahip olduğu kısıtlı kaynakları çok geçmeden azaltarak bitireceğine dair yaygınlaşan inanç.

Peki, dünyadaki kısıtlı kaynakları verimli şekilde kullanarak insan yaşamını ve refahını iyileştirmek mümkün mü? Kısıtlı kaynak denilince ilk akla gelen enerji kaynakları. Enerjinin geleceği ne olacak? Var olan fosil yakıtlar vb. enerji kaynakları kısa bir süre sonra tükenerek yok olacak deniyor, doğru mu? Bu doğruysa, alternatif enerji kaynakları geliştirmek çözüm mü?

Günümüzde pek çok jeoloji ve çevre mühendisliği uzmanı alternatif enerji kaynakları üzerine çeşitli araştırmalar yapıyor. Alternatif enerji kaynakları üretmek için projeler geliştiriyor. Bu araştırma ve projelerin başarıya ulaşmaları için jeoloji ve çevre ile ilgili teknik bilgilere sahip olmak yeterli mi? Yoksa başarıya ulaşabilmek için üçüncü bir sac ayağı “ekonomi bilimine” ihtiyaç mı var? Elbette var!

Ekonomistler son günlerde büyüyen orta sınıfın küresel pazarlardaki petrol, gıda ve mineral kaynaklarının hızla tüketilmesine neden olduğunu savunuyor.  Bu tüketim kısıtlı kaynaklara yönelik rekabetin artmasına yol açıyor. Kısıtlı kaynakların en başında temiz su kaynakları geliyor. Günümüzde hem yüzey suları hem de tatlı su kaynakları hızla azalıyor. Su sıkıntısı çeken içme suyu dahi bulmakta zorlanan ülkeler, enerji üretmede oldukça maliyetli bir yöntem kömürden enerji üretimi yöntemiyle, deniz suyunu tuzdan arındırarak içme suyu üretiyor. Alternatif su kaynağı olarak bu çözüm verimli ve yeterli mi? Tartışmasız; hayır! Ne yazık ki daha sürdürülebilir çözümlere ihtiyacımız var.

Pandemi vb. doğal afetler ile çeşitli coğrafyalarda çıkan savaşlar sonrası baş gösteren küresel ekonomik kriz aslında kaynakların hızla tükendiğinin en ciddi göstergesi. Yüksek emtia fiyatlarının düşmeden yükselmeye devam etmesi; küresel kapasitenin zorlandığının önemli bir kanıtı. Geçmişte yaşanan Büyük Buhran esnasında sanayileşmiş ülkelerde ekonomik faaliyetlerin durma noktasına gelmesi nedeniyle hükümetler acil eylem planı olarak emtia fiyatlarını neredeyse sıfırladı. Bir anda ucuzlatılan emtia fiyatlarının o dönemde yaşanan sıkıntılara karşı süspansiyon görevi gördüğü ve ekonomik toparlanmaya yardımcı olduğu gözlendi.

Son yıllarda yaşanılan ekonomik durgunlukta piyasa koşulları Büyük Buhran döneminin koşullarına benzer ve söz konusu bu güncel ekonomik durgunlukta emtia fiyatları oldukça yüksek. Yüksek emtia fiyatlarının ise büyük ölçüde Asya ve Afrika’da yer alan ve gittikçe büyüyen küresel orta sınıftan kaynaklandığını söylemek mümkün. Yani orta sınıftan gelen talebin artmasının doğal bir sonucu olarak emtia fiyatlarının hızla yükseldiği söylenebilir.

2000 yılından bu yana petrol fiyatlarının arz ve talebe tepkisi değişti. Fiyatlar varil başına 150 dolara yükseldi ve ekonomik gerileme yaşanmasına rağmen petrol fiyatları yüksek kalmaya devam etti. Bu da küresel talebin fiyatların yüksek kalmasına neden olduğunun bir başka göstergesi. Yüksek petrol fiyatları başta Avrupa Birliği ekonomileri olmak üzere birçok ülke ekonomisine zarar veriyor. Kuzey Denizi’nde petrol üretiminin azalması ise öncelikli olarak İngiliz ekonomisini olumsuz etkiliyor.

Artan küresel petrol talebi ile yükselen tabii enerji kaynak fiyatlarına cevaben, ülkeler daha fazla kaynak arayışına girmeye başladı. Bu bakımdan gelecekte iş yapma biçimlerinin hızla değişmesi kaçınılmaz. Yani gelecekte pek çok şirket gönüllü yahut gönülsüz sürdürülebilir kalkınma hedeflerini benimsemek zorunda kalacak. Sürdürülebilir kalkınmaya geçişin önündeki en büyük engel ise şüphesiz “Katı atalet: İşlerin her zamanki gibi devam edeceğine dair verilen hükümet güvenceleri ve kamusal zihniyet”. Şirketler şayet bu katı ataletin üstesinden gelebilirse, yeşil sanayiye odaklanmaları gelecek süreçte başarıya ulaşmaları için atabilecekleri en doğru adım olur.

Yeşil sanayi ürünlerine örnekler; geri dönüştürülmüş plastik şişelerden yapılmış, enerji tasarruflu bir araç ya da insanları taşımak için haftalarca havada kalabilen güneş panelleriyle kaplı çok az yakıt kullanabilen bir uçak olabilir. Yeşil sanayi ile birçok yenilikçi, sürdürülebilir ve teknolojik ürünü başarıyla geliştirmek mümkün. Yeter ki ticari faaliyetlerinizde sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyin…

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.