İlk yarı karnesi iyi mi?

İlk yarı karnesi iyi mi?

ABONE OL
Haziran 11, 2025 11:36
İlk yarı karnesi iyi mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye ekonomisinde en çok ne yapılıyor denilirse, sanırım algı yönetimi yanıt olur. Fakat ekonomi öyle bir sahadır ki, algıları yönetmeniz değil, değiştirmeniz gerekiyor. Bu da ancak sahada doğru işleri yaparak, planlı ve tutarlı yaklaşımlar sergileyerek elde edilebilecek bir başlık.

Fakat sokakla ilgi büyük ölçüde kesilmiş olmalı ki, kimsenin inanmadığı rakamlar üzerinden Türkiye’nin karnesine bakılıyor ve sonra da ‘iyi’ olarak nitelendiriliyor. Oysa herkes biliyor ki karne, zayıf getiren çocukların eskiden mürekkebi silip, düzelttiklerinden farklı değil.

İşsizlikten bahsediyoruz, ama rakamlara baktığımızda işsizlik her geçen gün düşüyor. Üstelik ‘çalışacak kimseyi bulamıyoruz’ yakınmalarının gölgesinde… Peki siz gerçek olmayan bir enflasyonu bile bırakıp, hedeflenen üzerinden maaş zamları verirseniz ve insanların aldıkları para kendi maliyetlerini bile çıkartmaktan aciz noktaya geldiyse, gerçekten çalışacak kişi bulabilir misiniz?

Hatta kayıt dışı çalıştırılan yabancılar gerçeğini halletmeden, üç otuza insan çalıştırılan ortamlarının varlığını bilip de kafanızı çevirirseniz, insanların hakkını alabileceği bir iş bulabilmesini sağlayabilir misiniz? Rakamlarda işsizliği düşürseniz ne fayda?

Esnaf deseniz ayrı bir dram yaşıyor. Hem işsiz gözükmüyor, çünkü mükellef; hem de geçimini sağlayacak parayı kazanamıyor. Yani bir bakıma işsiz ama bırakın iş arama şansını, durduğu yerde sürekli vergi icat edilerek kazancının değil, cirosunun üzerinden vergilendiriliyor. Hatta bu arada da fırsatçı vesaire diye suçlanıyor.

Çiftçi deseniz, ektiği topladığına ilave edildiğinde, ortaya konulan fiyatlandırmalar işi yapmasına değmezken, aradaki maliyet arttırıcı kamu etkisini görmezden gelerek, artan fiyatı bir de ithalatla terbiye etmeye kalkıyorsanız; o ülkede çiftçi ya da tarım kalır mı? Nitekim yaş ortalaması hızla kalmadığını gösteriyor.

Bu sözler ihracatçının önünde söylendi. Peki gerçek olmayan enflasyon kadar değer kaybetmemiş bir TL / dolar kuru bir yandan, kabullenilmeyen ve hokus pokusla yok edilmiş üretici enflasyonu öte yandan, her dolarlık ihracat gelirlerinin TL’ye çevirme zorunluluğu bir taraftan artan TL maliyetleri öte taraftan sizce burada meseleyi sadece ihracat rakamlarının artışıyla ‘iyi’ sayabilir misiniz?

Enflasyonu, işsizliği, cari açık gibi kritik konuları, rezervleri, ihracatı, ithalatı ve aklınıza gelen tüm verileri kimsenin inanmadığı açıklamalarla ortaya koyup, sonra da kendi yazdığınız gerçeğe inanıp, daha fenası herkesin de inanmasını bekleyebilir misiniz?

Türkiye bir hayal aleminde yaşıyor ve rakamlarla kendi söylediği hayale inanmış vaziyette yöneticilere sahip. Şimdi kimsenin gerçekliğine ikna olmadığı bir ekonomi fotoğrafını, kimsenin sesini çıkartmıyor olmasına güvenerek ve sadece belli kurullarda tek taraflı konuşmalar yaparak tersine çevirmek mümkün mü?

Bu ülkenin onlarca problemi, onlarca da fırsat niteliğindeki potansiyeli var. Fakat hepsinin anahtarı tek bir yerde ve düğüm orada boğuluyor. Gerçekleri ve sorunları kabul etmemek. Şayet sorunları kabul etmiyorsanız, onları çözemezsiniz de.

Şayet potansiyeliniz ile ilgili durumu doğru bir çalışma ile planlama çevirmiyor, onun yerine hamasetle günü geçirme derdiğine düşüyorsanız da fırsatlara ulaşamazsınız. Türkiye’de yaşananların herkes farkında.

Şu an bile serseri ve muhtemelen faturayı ağırlaştırıp gidecek bir para üzerinden fotoğraf makyajlayarak ikna çalışması yürütülüyorsa, biz meseleyi hiç anlamadık demektir. Şunu unutmayın ki ekonominin siyaseti olmaz; politikası olur. Ve o politika mutlaka gelip gerçekleri önünüze koyar.

 

cetinunsalan@yahoo.com

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.