Herkes Topun Peşinden Koşarsa

Herkes Topun Peşinden Koşarsa

ABONE OL
Temmuz 20, 2025 16:24
Herkes Topun Peşinden Koşarsa
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Herkes topun peşinden koşarsa

Eski futbol maçlarını hatırlar mısınız? Hani bir kişinin topu ayağına alıp, herkesi çalıma dizip, sonra da gidip gol attığı yılları… Hepimizin gönlünü hoş ediyordu, ama zaman içinde bu meselenin yeteneklere bağlı olduğu ve sürdürülemez özeliği anlaşıldı.

Sonrasında sistemlerin, taktiklerin, kondisyondan çalışma prensiplerine kadar her şeyin değiştiğini, planlandığını ve bir strateji neticesinde sonuca gittiğini gördük değil mi? Artık top neredeyse herkesin oraya doğru koştuğu sistemin sonuna gelinmişti.

Zaman içinde bizim futbol anlayışımız da buraya evrildi. Ne kadar ‘istikrarlıyız’, ne kadar ‘başarılıyız’ tartışılır ama en azından işin yeni koşullara uygun olarak sürdürmeye uğraşıyoruz. Ne var ki benzer bir değişim ekonomide de ortaya çıkmasına rağmen, burada topun peşinden herkesin birlikte koştuğu sistemi aşamadık.

Ekonominin genelinde zaten bir plansızlık var. Devlet Planlama Teşkilatı’nın devre dışı kaldığı süreçten beri moda işlerin peşinde koşuyor, başkalarının başarısının aynısını yakalamanın derdine düşüyoruz.

Önce esnaf ile ilgili bunu aşılacak bir sorun olarak konuşurduk. Bir mahalleye bakkal açılıp, iş yaptığında, herkes hemen çevresinde yeni bakkaliye dükkânları açar ve topluca batışa neden olurdu.

Şimdi geldiğimiz noktada mesele ekosistemin geneline yansıdı. Tarıma bakıyorsunuz, her sene ne para ediyorsa o ekiliyor; ertesi sene bolluk nedeniyle para etmeyince, gerçekten o işle uğraşanı da batırıyoruz.

Oyun sektöründe bir başarı elde ediliyor. Herkes oyun yazıp, aynı parayı bulmanın peşine düşüyor. Elektrikli araç üretiyoruz, hemen herkes o konuda para kazanmanın hesabını yapıyor.

Savunma sanayiinde bir nokta yakalıyoruz, hemen herkes o sektörde iş yapabilmenin ve para kazanmanın telaşına düşüyor. Oysa makro açıdan baktığınızda başlık düzeyinde başarıyı konuşmayı seviyor, ama oradan ilham alarak başka sektörler yaratmaya değinmiyoruz.

Firmalarımız da sadece parayı takip ettiği için, topluca kazanamama sorunuyla boğuşuyor. Hatırlayın bir dönem fabrikatörler önce inşaatçı, sonra turizmci olmadı mı? Sonrasında işi bilmeyenlerin sektöre hakim olmasıyla birlikte topluca problemli alanlar yaratılmadı mı?

Türkiye’nin elindeki malzemeyi bilmeden yemek yapma tutkusu ve bunu da bir meslek olarak görmek yerine, karın tokluğunu hedeflemesi ne yazık ki, bu kısırdöngüden de çıkmamızı engelleyen başlıca sebep haline dönüşüyor.

Oysa bizim envanterlerimizi yapıp, elimizdeki malzemeyi görüp, en azından hedeflediğimiz iş için neyi almamız ya da üretmemiz gerektiğini anlayıp, buna göre insan kaynağından iç üretime kadar her şeyin zeminini hazırlayıp, ondan sonra yaygınlaşmış, fiyat odaklı rekabet etmeyen, üretmek için üretmeyen ve herkesin aynı şeyi üretmeye kalkmadığı sistemi yaratmamız gerekiyor.

Yani yazının başındaki örneği dönecek olursak, ekonomilerin fark yaratmak, üretime kreatif katmak gibi dertlerinin olduğu, bunun için de teknolojik altyapının buna uygun hale geldiği süreçten faydalanmalıyız.

Aksi takdirde dünya saniyenin hesabıyla top oynama stratejisi kurarken, biz halen topun peşinden topluca koşup, günün sonunda büyük açıklar verip, gol yemekten, hatta farklı yenilmekten kurtulamayız.

cetinunsalan@yahoo.com

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.