Türkiye tarımın gücünü yeniden keşfetti

Türkiye tarımın gücünü yeniden keşfetti

ABONE OL
Kasım 14, 2024 20:04
Türkiye tarımın gücünü yeniden keşfetti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şefik Memiş, İstanbul Ticaret Borsası Yayınları arasında yayınlanan “Sevda-yı Vatan Tarladan Başlar” kitabını değerlendirdi. Türk tarımının modern kökenlerinin II. Abdülhamid döneminde atıldığını ve tarımın gerçek anlamda ticarileştirilmesine çabalandığını söyledi.

TÜRKİYE, TARIMIN GÜCÜNÜ YENİDEN KEŞFETTİ

Osmanlı’yı imparatorluk yapan etkenlerin, topraklarını en verimli şekilde kullanmasını sağlayan ve halkının bu konudaki memnuniyetini tesis eden “tımar sistemi”ni geliştirmesi olduğunu anlatan Şefik Memiş, şöyle konuştu: “Osmanlı Devleti ve dönemin aydınları, tarımın bir ‘servet kazanma aracı’ olduğunu düşünüyorlardı. Yani, halkın refaha erişmesi için yeni üretim yöntemleri geliştirmenin gerekli olduğunu düşünüyorlardı. Örneğin, İngiltere’nin 10 milyon hektar topraktan elde ettiği gelirle, Osmanlı’nın İngiltere’den yaklaşık üç katı toprağa sahip olmasına rağmen aynı miktarda verim alamaması önemli bir fark yaratıyordu. Bu farkı kapatmak için ‘yeni usul tarıma’ geçiş gerekliliği doğdu ve bu geçiş için Osmanlı yönetimi çeşitli atılımlar gerçekleştirdi.”

ÖRNEK ÇİFTÇİ KAHRAMANLARI

Tarım politikalarının “Tarım Bilincini Artırmak”, “Ziraat Mektepleri Kurulması” ve “Tarım Fuarları Düzenlenmesi”, şeklinde 3 ana başlıkta hayata geçirildiği söyleyen Memiş, “Son olarak, gençlerin tarıma ilgisini artırmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunuldu. Batılı ülkelerdeki tarım örneklerinden esinlenilerek, ziraat mekteplerindeki öğrencilere tarımın bir ‘zenginlik kaynağı’ olduğu anlatıldı. Halk arasında ‘Halil Dayı’ gibi örnek çiftçi kahramanları yaratılarak çocuklara tarım sevgisi kazandırılmaya çalışıldı. Böylelikle, tarımın önemini küçük aşlardan itibaren aşılamaya yönelik çalışmalar yapıldı” ifadelerini kullandı.

GÜÇLÜ ZİRAİ POLİTİKA

Türk toplumu olarak köklü bir tarım tecrübesine sahip olduğumuzun altını çizen Memiş şöyle devam etti; “İmparatorlukları bu sayede kurduk. Zayıflama dönemlerinde de tarımı bir kurtarıcı olarak seçip güçlü tarım politikaları uyguladık. Ancak 1912-1922 arasındaki savaş dönemleri, birçok deneyim ve birikimin üstünün örtülmesine neden oldu. Cumhuriyet döneminde ise koalisyonlara kadar güçlü bir ziraat politikamız vardı, ancak sanayiye yönelmenin artmasıyla, 20. yüzyılın sonlarına doğru tarımla sanayiyi buluşturma süreci ihmal edildi. Özellikle 1980 sonrası sanayileşme tutkusu tarımı geri planda bıraktı. Fakat son dönemde Türkiye, tarımın gücünü yeniden keşfetti ve bu alanda kalıcı, dünya gerçekleriyle uyumlu politikalar geliştirmeyi başardı. Şimdi sıra bu politikaların aynı titizlikle uygulanmasını sağlamakta.”

TARIMIN TARİHİNİ ANLATIYOR

İSTİB Başkanı Ali Kopuz da kitap için; ” Şefik Memiş kardeşimize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok ses getirecek güzel bir kitap hazırladı. Osmanlı’nın devlet olma gerekliliğini nasıl yerine getirdiğini, tarımla ilgili ne çalışmalar yaptığını bu kitapta görüyoruz. 1890’lı yıllarda Anadolu’dan gelen gıdanın dağıtımı, pazarlanması ve satılması konusunda ta o dönemde kanunlar koyulmuş bu konuda borsanın kurulması ve kanunların uygulanması üzerine cennet mekan 2. Abdulhamid Han’ın verdiği emirler var. Bu kitap bizlere tarımın Türkler için ne kadar önemli olduğunu ve geçmişten günümüze serüvenini çok güzel biçimde özetliyor” dedi.

 

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.