DOLAR 43,8431 0.02%
EURO 51,7451 0.08%
ALTIN 7.343,642,25
BITCOIN 2826270-4.19483%
İstanbul

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

‘ZAMANI DONDURUYORUZ’

‘ZAMANI DONDURUYORUZ’

ABONE OL
Temmuz 4, 2025 13:22
‘ZAMANI DONDURUYORUZ’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Prince Food Dondurulmuş Gıda Ürünleri firmasının Satış Müdürü Remziye Gelme, “Günümüzde insanlar için en kıymetli şey zaman ve biz dondurulmuş ürünlerle onlara bu zamanı veriyoruz” dedi.

Burdur Bucak’ta 2024 yılında üretim hayatına başlayan Prince Food, dondurulmuş gıda sektöründe hem iç piyasa hem de ihracat performansıyla dikkat çekiyor. Sektörde 30 yılı geride bırakan Satış Müdürü Remziye Gelme, firma yatırımlarından tarımın krizine, dünya ticaretinden mutfaklardaki alışkanlık değişimine kadar tüm gerçekleri bizimle paylaştı.
İLK YILLARDA SATIŞTA ZORLANDIK
– Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben toplam 30 senedir gıda işiyle ilgileniyorum. Dondurulmuş sebze-meyve işiyle 2001’den itibaren bu sektörün içindeyim. Firmamız geçen sene kuruldu. Tesislerimiz Burdur Bucak’ta. İç piyasa olarak otellere, marketlere, toptan satışa ürün veriyoruz. Aynı zamanda ihracat da yapıyoruz, özellikle meyve konusunda ve marketlerle çalışmalarımız devam ediyor.
KONSERVE ARTIK TERCİH EDİLMİYOR
– Sektör nasıl bu kadar hız kazandı?
Dondurulmuş sektörün bu şekilde hız kazanmasındaki en önemli etkenlerden biri, konserve ürünlerin artık insanlar tarafından tercih edilmemesi. Dondurulmuş ürünlerde katkı yok. Eskiden toplu tüketime yönelikti ama artık perakende olarak da evlerimize girdi. Mesela dondurulmuş patatesi önceden kimse evine almazdı. Şimdi çalışan kesim, öğrenci kesimi zamandan dolayı kısıtlama yaşadığı için tercih edilen bir durum oldu. Biz ilk patates çıktığında bunu otellere bile satmakta zorlanırdık. ‘Benim iki adamım var, patatesi soysun’ denirdi. Şimdi otel belki patatesin 20 çeşidini alıyor kullanmak için.
FİRESİZ DİREK TENCEREYE
– Peki işleme avantajları neler?
Sebzeler mevsiminde olsa bile işlenmiş olarak almak çok daha avantajlı. 10 kilo ıspanak aldığınızda bunun firesi var, yıkanması var, ayıklanması var. Ama dondurulmuş aldığınızda direkt tencereye giriyor bu ürün. Bu yüzden insanlar tercih etmeye başladı.
– Fiyat-performans açısından değerlendirebilir misiniz?
Sizin yapacağınız işçiliği düşünürseniz o kadar da yüksek değil. Çünkü alacaksınız, zaman harcayacaksınız. Dolapta belki birkaç gün ıspanak, pırasa, domates, biber… o an işleyemeyeceksiniz, ya da meyveyi birkaç gün yemediğinizde dolapta kalacak. Ama bu şekilde aldığınızda ziyan olmamış oluyor.
GIDADA İTHALATA BAĞIMLIYIZ
– Türkiye dondurulmuş gıdada dünyayla rekabet edebiliyor mu?
Aslında dünya bizden bu konuda daha iyi. Türkiye’de bu işi bitirme noktasına geldik. Dışarıdan daha fazla ürün alıyoruz, gıdada ithalat yapıyoruz. Bugün örneğin en fazla mısır alıyoruz, Mısır’dan mısır alıyoruz, bezelye, meyve alıyoruz. Birçok ürün Mısır’dan geliyor. Artık dış piyasadan gelen ürünler iç piyasadakinden daha fazla. Kendimiz neyi işliyoruz? Brokoli, karnabahar, soğan, kırmızı biber türleri… Yani bizim iç piyasada olanlar bunlar. Ama ağırlıklı olarak mısır, bezelye ve ithale yakın dediğimiz meyve türlerini dışarıdan alıyoruz.
ÜRETİM HER GEÇEN YIL DÜŞÜYOR
– Tarımda düşüş var mı sizce?
Kesinlikle. Çünkü bir de şöyle bir durum var: Yıllarca balık işi de yaptım. Biz iyisini her zaman yurt dışına satıyoruz çünkü iç piyasada bu kabul görmüyor, fiyatı yok. Sen iyisini Türkiye’de beş liraya satamazken yurt dışına 15 liraya satıyorsun. Bir de peşin para döndüğü için tüm firmalar dış piyasaya ürün yapıyor. Tarıma bir nebze bağlıyız ama kimse üretim yapmak istemiyor. Sürekli bir denetim, sürekli bir fiyat baskısı… O yüzden kimse etçisinden sütçüsüne kadar üretim yapmak istemiyor. Yem pahalı, gübre pahalı, insan pahalı. Bizim ülkemizde en pahalı şey insan çalıştırmak. Çalışacak adam da bulamıyorsunuz çünkü herkes kolay para kazanmak istiyor. Türkiye’de iş sıkıntısı yok, işçi sıkıntısı var. İki gün orada çalışıyor, üç gün başka yerde… İstikrar diye bir şey yok. Bu yüzden maliyetlerimiz yüksek çıkıyor. Dolarla, euroyla bazı şeyleri alıyorsunuz; TL ile satıyorsunuz. İç piyasada bunun karşılığı yok. Türkiye’de iç piyasada hammadde alışınız çok yüksek, dolar ve euronun üzerinde.
İHRACAT AYAĞIMIZ ÇOK GÜÇLÜ
– Firmanın yatırım ve ihracat tarafını nasıl anlatırsınız?
Patronum İbrahim Lepiev, Antalya’da ve Türkiye’de birçok yatırım yapan biri. Antalya’da yaşadığı için burada gıda işi ile ilgili yatırım yapmak istedi. Antalya ve yakın çevresi meyve üretimi olan bir yer. O da bu amaçla portakalı, mandalinayı, narı… yani ‘bu ürünleri işleyip satsak yeter’ diye düşündü. Ama işin gidişatı sizi farklı yerlere götürüyor. Sadece meyve işlemekle olmuyor. Yurt dışında şu anda Almanya, Dubai ve Rusya’da kendi şubelerimiz var. Buralara ihracat yapıyoruz. Sadece bununla yetinmiyoruz; balık bulursak balık da satıyoruz, patates de satıyoruz. Oradaki talebe göre tüm ürünlerin satışını yapabiliyoruz. İhracat ayağımız çok daha güzel diyebilirim. İç piyasada geçen seneden itibaren başladık. Şu an market ve otel kanalıyla devam ediyoruz.
-Gelecek hedefleriniz nedir?
Şu anki süreç çok güzel gidiyor. Daha yeni doğmuş bir bebek var elimizde. Süreç çok güzel gidiyor ve bundan sonra daha iyi olacağına inanıyoruz.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.