Züccaciye sektöründen üretimi koruyacak 5 öneri
Yüksek finansman giderleri, daralan pazarlar ve artan maliyetler züccaciye sektörünü zorlarken, ZÜCDER Başkanı Burak Önder sanayicinin önünü açacak beş başlık önerdi. Önder, üretimin sürdürülebilmesi için uygun maliyetli kredi, teknoloji yatırımlarına destek, düşük lojistik giderleri, e-ihracat altyapısı ve sanayi arsalarında rantın önlenmesini istedi.
Türkiye’nin önemli ihracatçı sektörlerinden biri olan züccaciyede yüksek finansman maliyetleri ve üretim giderleri sanayicinin rekabet gücünü baskılıyor. Sektör temsilcileri, özellikle küresel pazarlarda düşük maliyetle üretim yapan ülkeler karşısında Türkiye’nin mevcut gücünü koruyabilmesi için yeni destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekiyor. Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder de sektörün önündeki sorunlara ilişkin değerlendirmesinde, enflasyonla mücadele programının desteklenmesi gerektiğini ancak bu süreçte üretim kapasitesinin zarar görmemesi gerektiğini söyledi. Önder, züccaciye sektörünün endüstriyel ürünler hariç yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, 100’ün üzerinde ülkeye satış yaptığını belirtti. Sektörün kilogram başına ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık üç katına ulaştığını ifade eden Önder, tonaj bakımından da Türkiye’nin dünyanın önde gelen üreticileri arasında bulunduğunu kaydetti.
SANAYİCİ SÜREÇTEN YORGUN
Ekonomideki mevcut koşulların sanayicinin dayanıklılığını azalttığını belirten Önder, yüksek maliyetlerin ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. İhracatçıların özellikle mevcut müşterilerini kaybetmemek için kâr marjlarından fedakârlık yaptığını dile getiren Önder, yeni müşteri kazanmanın aman ve yüksek maliyet gerektirdiğini ifade etti. İç piyasada tüketimin yavaşlaması, vadelerin uzaması ve nakit döngüsünün bozulmasının da şirketleri zorladığını belirten Önder, yüksek faizlerin yatırım kararlarını olumsuz etkilediğini söyledi. Önder, ekonomide finansal getirinin üretime kıyasla daha cazip hale gelmesinin sanayi açısından risk oluşturduğunu belirterek, üretim yapan işletmelerin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.
ÇIKIŞ İÇİN 5 BAŞLIK
ZÜCDER Başkanı Burak Önder, sektörün rekabet gücünü yeniden artırabilmesi için beş temel alanda adım atılması gerektiğini belirtti.
Üreticilerin işletme sermayesi ihtiyacını karşılayabilmesi için uygun maliyetli finansmana erişimi kolaylaştırılmalı. Özellikle KOBİ’lerin ham madde, işçilik ve diğer üretim giderlerini karşılayabilmesi amacıyla fatura karşılığı kredi mekanizmasının uygulanmasını isteyen Önder, ikinci olarak sanayide teknolojik dönüşüme dikkat çekti. Önder, yüksek faiz ortamında firmaların otomasyon, verimlilik, dijitalleşme ve modernizasyon yatırımlarını gerçekleştirmekte zorlandığını belirterek, bu yatırımlar için uzun vadeli ve daha uygun koşullu finansman modelleri oluşturulması gerektiğini savundu. Üçüncü sırada lojistik maliyetleri bulunuyor. Türkiye’nin ihracat rekabetinde yalnızca kur ve işçilik giderlerinin değil, taşıma ve liman maliyetlerinin de belirleyici olduğuna dikkat çeken Önder, özellikle konteyner ve liman giderlerinin aşağı çekilmesinin ihracatçıya önemli avantaj sağlayacağını ifade etti. Dördüncü öneri e-ticaret ve e-ihracata yönelik. Küresel ticarette dijital satış kanallarının giderek daha fazla önem kazandığını belirten Önder, Türkiye’nin kendi e-ticaret altyapısını geliştirmesi ve Türk şirketlerinin sınır ötesi satış yapabilecekleri platformların desteklenmesi gerektiğini söyledi. Beşinci başlık ise sanayi arsaları. Sanayi bölgelerindeki arsa fiyatlarının üreticinin yatırım kapasitesini sınırladığını belirten Önder, sanayi arazilerinin üretim yerine rant amacıyla kullanılmasının önüne geçilmesini istedi.
SANAYİYE CAN SUYU
Üreticinin finansmana erişiminin kritik hale geldiğini belirten Önder, enflasyonla mücadele kapsamında tüketici kredilerine yönelik tedbirlerle üretim finansmanının aynı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Özellikle KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyacının arttığını belirten Önder, üretim harcamalarının belge karşılığında finanse edilmesinin hem işletmelere nefes aldıracağını hem de kayıt dışılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM
Sektörün ikinci önemli ihtiyacının teknolojik dönüşüm olduğunu belirten Önder, mevcut dönemde yalnızca kapasite artırmaya değil, üretimde verimliliği yükseltecek yatırımlara odaklanılması gerektiğini söyledi. Otomasyon ve dijitalleşme yatırımlarının sonuçlarının kısa vadede ortaya çıkmayacağını belirten Önder, bugünden yapılacak yatırımların Türkiye’nin küresel rekabetteki konumunu güçlendireceğini ifade etti. Önder ayrıca yüksek teknoloji hedeflenirken diğer sanayi kollarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Uçak ve otomobil gibi yüksek teknolojili ürünlerin üretilebilmesi için tekstil, plastik, metal ve bağlantı elemanları gibi sektörlerin de güçlü olması gerektiğini belirtti.
LOJİSTİKTE MALİYET BASKISI
Türkiye’nin coğrafi konumunun önemli bir avantaj olduğunu belirten Önder, bu avantajın ekonomik değere dönüşebilmesi için lojistik maliyetlerinin azaltılması gerektiğini söyledi. Konteyner taşımacılığı ve liman giderlerinin ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi olduğunu belirten Önder, liman ücretlerinin daha öngörülebilir ve rekabetçi hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
E-İHRACAT YENİ PAZARLAR
Dijital ticaretin küresel ölçekte hızla büyüdüğüne dikkat çeken Önder, Türkiye’nin e-ihracatı yeni bir büyüme kanalı olarak değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Türk e-ticaret şirketlerinin farklı ülke pazarlarına açılmasının ve sınır ötesi satış altyapısının geliştirilmesinin ihracatçıya yeni fırsatlar yaratacağını belirten Önder, özellikle Uzak Doğu merkezli şirketlerin bu alandaki hızlı büyümesinin Türkiye için de önemli bir rekabet alanı oluşturduğunu ifade etti.
ARSA MALİYETİ YATIRIMI ZORLUYOR
Önder’in dikkat çektiği bir diğer konu ise sanayi arsalarının yüksek maliyeti oldu. Arsa ve fabrika yatırımlarına ayrılan yüksek kaynağın şirketlerin Ar-Ge, tasarım, otomasyon ve dijital dönüşüm harcamalarını sınırladığını belirten Önder, sanayi bölgelerindeki arsaların üretim amacı dışında rant konusu haline gelmemesi gerektiğini söyledi. Önder, sanayicinin sınırlı sermayesini ağırlıklı olarak arsa ve bina yatırımlarına yöneltmek yerine üretim teknolojilerine ve katma değerli ürünlere aktarabilmesi gerektiğini vurguladı.
İHRACATTA İLK 7 AYDA GERİLEME
Sektörün ihracat performansında ise yılın ilk yedi ayında gerileme yaşandı. Ev ve mutfak eşyaları grubunda ocak-temmuz döneminde yaklaşık 1,63 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İhracat, geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 7,4, miktar bazında ise yüzde 8,4 azaldı. Temmuz ayında sektörün ihracatı yaklaşık 244 milyon dolar oldu. Kilogram başına ortalama ihracat değeri ise 4,01 dolardan 4,06 dolara yükseldi. Alt sektörler incelendiğinde en belirgin düşüş cam ve plastik ürünlerde görüldü. İlk yedi ayda cam ihracatı yüzde 14,5, plastik ihracatı yüzde 10,9 geriledi. Metal ürünlerdeki düşüş yüzde 7,5, elektrikli küçük mutfak ve ev eşyalarında yüzde 4,1, seramik ve porselende ise yüzde 2,4 oldu. Ahşap ürünler ise yüzde 1,2 artış göstererek diğer gruplardan ayrıştı.
İNGİLTERE İLK SIRADA
Züccaciye sektörünün yılın ilk yedi ayındaki en büyük ihracat pazarı İngiltere oldu. Bu ülkeye gerçekleştirilen ihracat 167 milyon dolara ulaşırken, geçen yılın aynı dönemine göre düşüş yüzde 1,1 seviyesinde kaldı. İngiltere'nin ardından Almanya, İtalya ve Fransa sektörün öne çıkan pazarları arasında yer aldı. İlk 10 ihracat pazarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 47’den yüzde 49’a yükseldi. Bu pazarlarda ihracattaki gerilemenin ise yüzde 1,5 ile sınırlı kaldığı belirtildi. Sektörün ihracatında yakın ve orta mesafeli pazarların ağırlığı da dikkat çekti. Satışların yüzde 92’si 2 bin 400 kilometreye kadar olan pazarlara yapılırken, uzak pazarlarda ihracat kaybı yüzde 21,7’ye ulaştı. Yakın pazarlardaki gerileme ise yüzde 0,6’da kaldı.
GEÇEN YILIN RAKAMLARINI KORUMAK BAŞARI
Küresel ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin sektör açısından öngörüleri zorlaştırdığını belirten Önder, faiz politikaları, Çin’in üretim kapasitesi ve Türkiye’deki finansman koşullarının ihracat üzerinde belirleyici olacağını söyledi. Türkiye’deki yüksek finansman maliyetleriyle küresel rakiplerle rekabet etmenin zorlaştığına dikkat çeken Önder, özellikle düşük faizle finansmana erişebilen ülkelerin üreticileri karşısında Türk ihracatçısının maliyet baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Önder, mevcut koşullar dikkate alındığında sektör açısından yıl sonunda geçen yılın ihracat seviyesinin korunmasının dahi önemli bir başarı olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.