RİSKİ BİRLİKTE BERTARAF ETMELİYİZ

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin henüz klasik sanayileşmesini tamamlamadan hizmet sektörüne kaydığına dikkat çekerek “Erken sanayisizleşme birikimlerin kaybıdır” uyarısında bulundu. Üretim kültürünün ve yetişmiş insan kaynağının eridiğini belirten Bahçıvan, riskin üst teknoloji sektörlerine de yayılmaya başladığını vurgulayarak kapsamlı ve bütüncül bir sanayi politikası çağrısı yaptı. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin temmuz ayı olağan toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ekonomisinin en kritik kırılma noktalarından birine dikkat çekti. Klasik sanayileşmesini henüz tamamlayamayan Türkiye’nin hizmet odaklı bir yapıya kaymasının büyük tehlike yarattığını vurgulayan Bahçıvan; zayıf talep, yüksek maliyetler ve finansman baskısı nedeniyle üretken kapasitenin eridiğini belirtti. Sanayideki bu aşınmanın sadece fabrika kapanışlarıyla sınırlı kalmayıp mesleki kültür ve yetkin insan kaynağını da yok edeceğini altını çizen Bahçıvan, “Erken sanayisizleşme riskini bertaraf etmek ve teknolojik dönüşümü yakalamak için bütüncül bir sanayi politikasına ihtiyacımız var” çağrısında bulundu. DESTEK PAKETİ ÜRETİME MESAJDIR Bahçıvan şunları söyledi: "İSO Haziran Meclisi’nde sanayiciler adına yaptığımız özel ve acil bir kredi paketi çağrısına yönelik Cumhurbaşkanı tarafından Kabine Toplantısı sonrasında açıklanan sanayi destek paketini son derece kıymetli ve umut verici bir adım olarak görüyoruz. Bu karar; yalnızca bir finansman desteği değil, Türkiye’nin üretim gücüne, yatırım iradesine, istihdamına ve ihracat kapasitesine verilen güçlü bir sahiplenme mesajıdır, benzer adımların devam edeceğine inanıyoruz. Üretimin nefes alması, Türkiye’nin nefes almasıdır. Sanayicinin güçlenmesi, ülkemizin güçlenmesidir." SANAYİLEŞME TAMAMLANMADI "Türkiye'de imalat sanayinin toplam GSYH içindeki payı maalesef yüzde 20’lerin altındadır. Bunun yanı sıra mevcut üretim tabanının düşük teknoloji, yetersiz özsermaye, zayıf verimlilik ve yüksek ithal girdi bağımlılığı içine sıkışması gibi bir tehlike söz konusudur. Böyle bir yapı, üretim yapmaya devam etse bile teknoloji geliştiremez, verimlilik artışı sağlayamaz, dış şoklara karşı direnç oluşturamaz ve yüksek gelirli ülke düzeyine geçişi destekleyemez. Türkiye’de sanayinin zayıflamasıyla gelişmiş ülkelerde sanayinin ekonomi içindeki ağırlığının azalması aynı şeyler değildir. Gelişmiş ülkeler yüksek teknoloji odaklı sanayi sonrası Bilgi Toplumu’na geçerken Türkiye’de ise geleneksel sektörler her geçen gün kan kaybediyor ve hizmet sektörünün ekonomi içindeki ağırlığı giderek artıyor. Bir başka ifadeyle Türkiye klasik sanayileşmesini tamamlamadan hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomiye sahip olma yolunda ilerliyor. Bu durumu ülkemizin ve toplumumuzun geleceği açısından doğru bulmuyoruz. Zira bilinmelidir ki toplumlar ancak üreterek ayakta kalabilir." MOTİVASYON KAYBEDİLMEMELİ "Erken sanayisizleşme; gelişmekte olan bir ülkenin sanayileşme ve teknolojik gelişim sürecinde yeterince ilerlemeden, sanayinin ekonomide lokomotif olma rolünü yitirmesidir. Son dönemde farklı sektörlerden iş insanlarıyla yaptığımız sohbetlerde dikkat çekici ortak bir cümleyle karşılaşıyoruz: ‘Hala neden sanayicilik yapıyorsun?’ Bu soru, aslında Türkiye’de sanayiye bakışın nasıl değiştiğini yansıtan güçlü bir göstergedir. Gençler artık sanayide uzun vadeli bir kariyer hayal etmiyor; daha esnek, daha hızlı gelir sağlayan ya da fiziksel üretimden uzak alanlara yönelmeyi tercih ediyor. Oysa sanayi yalnızca büyük fabrikalardan ibaret değildir. Sanayi, birbirini besleyen binlerce fabrikanın, KOBİ'nin, tedarikçinin, mühendisin, ustanın, çırağın, teknisyenin ve girişimcinin oluşturduğu büyük bir ekosistemdir. Bu habitat zayıfladığında yalnızca fabrikalar kapanmaz; bilgi birikimi, mesleki kültür ve üretme kabiliyeti de aşınmaya başlar. Teknoloji satın alınabilir, makine yatırımı yapılabilir, finansman bulunabilir. Ancak üretim kültürünü benimsemiş, o teknolojiyi kullanacak nitelikli insan kaynağını ve üretim motivasyonunu kaybettiğinizde, bunu kısa sürede yeniden inşa etmek mümkün değildir." RİSKLER ÜST TEKNOLOJİYE YAYILIYOR "Dezenflasyon süreci, istendiği kadar hızlı ilerlemiyor ve beklenenden daha uzun bir zamana yayıldı. Gelinen noktada sanayicilerimizin artık nefes almakta zorlandığı da bir gerçek. Zayıf iç ve dış talep, Türk lirasındaki reel değerlenme ve finansmana erişim gibi sorunların yol açtığı baskıyı en çok geleneksel, emek-yoğun sektörlerimizin hissettiği çokça yazıldı ve söylendi. Bu yük, daha üst teknoloji grubunda yer alan diğer ihracatçı sektörlerimize doğru yayılmaya başlamış durumdadır. İçinden geçtiğimiz koşullar Türkiye’nin uzun yıllar içinde, büyük çabalarla elde ettiği kazanımları tehlikeye atmakta ve genel olarak bir sanayisizleşme riski kendisini göstermektedir." YAPAY ZEKA VE KAYNAK YAPIMIZ "Mevcut kazanımlarımızı korumak kadar, küresel dönüşümün gerisinde kalmamak da sanayisizleşme riskini bertaraf etmek açısından oldukça kritik. Önümüzdeki beş-altı yıl içerisinde yapay zeka altyapısına dönük yapılacak toplam harcamaların trilyonlarca dolara ulaşacağı öngörülüyor. Yapay zeka sistemlerinin üretim süreçlerine ve sınai ürünlere yerleştirilmesi sanayicilerimizi bekleyen çok daha büyük bir sınav. Türk sanayisi, mevcut kaynak yapısı ve finansman sistemiyle bu sınavı nasıl hakkıyla kazanacak? Bu soruyu hepimizin sorması gerekiyor. Yapmamız gereken, mevcut ekonomik programımızı, ana hedeflerinden vazgeçmeden, sanayimizin üretken kapasitesini koruyarak, kırılganlıklarını azaltarak ve teknolojik dönüşümünü destekleyerek bütüncül bir yol haritası ile güçlendirmektir. Erken sanayisizleşme Türk ekonomisinde birikimlerin kaybıdır. Türkiye’nin bugünkü en temel ihtiyacı, sanayi sektörünün ana yapısal sorun ve ihtiyaçlarına bütünlüklü şekilde ve uzun vadeli bir bakış açısıyla yanıt verecek kapsamlı bir sanayi politikası çerçevesidir." STRATEJİK DÖNÜŞÜME SAHİP ÇIKILMALI "Ülkemizi erken sanayisizleşme riskinden yüksek nitelikli üretime geçiş kurtaracaktır. İSO olarak Stratejik Dönüşüm Merkezini (SDM) tam da bu anlayışla kurduk. SDM çalışmaları sadece İSO’nun ya da bir kurumun projesi değildir; bu proje Türkiye’mizin geleceği için çok önemlidir ve herkesçe sahip çıkılmalıdır. SDM KOBİ Dönüşüm Programımızı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve KOSGEB de güçlü bir şekilde destekledi. Programın ilk somut uygulamasını Türkiye İş Bankasının desteğiyle hayata geçirdik. SDM’nin ürettiği ve Türkiye’de ilk defa uygulanacak ‘Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı’ erken sanayisizleşme ile mücadelede firma düzeyinde yapacaklarımızın en yüksek standardıdır. İSO olarak sanayimizin bu riski bertaraf etmesi için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz."
Benzer Videolar