Revize Edilen Sadece Beklenti mi?
Revize edilen sadece beklenti mi?
Türkiye’nin açıklanan enflasyon meselesini gözden geçirmesi ve çok geç olmadan düzenlemelere gitmesi gerekiyor. Zaten yılın ilk ayında yüksek gelen aylık enflasyonlar, yılın geri kalanında maliyetlere de paralel, kâğıt üzerindeki enflasyonun bile tutturulmasının güç olduğunu gösterdi.
Rakam tutturmak için gıdanın ve konutun sepetteki ağırlığını azaltıp, okul kıyafeti gibi tüketimi sıfır olabilecek başlıklar ekleyerek, niyet belli olmuştu, ama sonraki gelişmeler bunu da boşa çıkardı.
Mart ayına geldiğimizde İran eksenli yaşanan gelişmeler, petrol fiyatları üzerinden maliyet artışları, arz güvenliğiyle ilgili sıkıntıların dozunun artması, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve sadece bizde değil, dünyada da enflasyonist risklerin yükselerek, faiz düşürenlerin bile yükseltmeyi tartışması, sorun çözülse bile maliyetlerin yansımasından bizi de dünyayı da kurtaramayacak.
Bu nedenle piyasa öngörüleri de dahil olmak üzere, tüm göstergelerin yukarı yönlü revize edildiği, cari açık başta olacak şekilde hedeflerin tutmayacağı, faiz ve bütçe açığında beklentilerin üstüne çıkılacağı neredeyse net gözüküyor.
Peki sizce tüm bu gelişmeler yaşanırken, tartışmamız gerekin bir konu daha yok mu? Zaten gerçekte yaşanan enflasyonla ilgisi kalmamış bir istatistiksel enflasyon oranı açıklayıp, sonra da onu baz alarak belirlenen hedefler üzerinden insanların gelirleri arttırıldı.
Bunun zaten normal şartlar altında sürdürülebilirliği olmadığı alenen gözüküyordu. Ama üzerine dünyadaki gelişmeleri ve bizim kırılganlıklarımızdan doğacak maliyetleri de eklediğimizde, insanların gelirlerinde bir düzenlemeye gidilmesi gerekmiyor mu?
Zaten yaşam maliyetlerinin gelirler düşerken ekstra arttırılmış olması iç piyasayı durma noktasına getirdi. Firmalar bu fotoğraf içerisinde maliyetlerini tam yansıtamazken, kaynak maliyetleri ya da sıkıntıları sermaye erimesini sorunlu hale getiriyor.
Şimdi ülkemizde emekli aylıklarından asgari ücrete kadar gelirleri yukarı taşıyacak hamleler yapılması ve işverenin de sübvanse edilmesi gereken bir sürecin tam ortasına geldik. Bu gelişmeye bugün bazıları karşı çıkabilir.
Bunun enflasyonist ortamı tetikleyeceğine dair tezler ortaya koyabilir. Ama tüketim kalemi kısıtlanan, orada da miktarı azaltırken daha çok para ödeyen insanlara vereceğiniz ek ücretlerin enflasyon yaratma kapasitesi kalmadı.
Burada işveren maliyetlerini de gözetecek şekilde, ekonominin merkezine insanı ve üretim ekonomisini koyarak yeniden bir kurgu yaratmak zorundayız. Şayet bu düzenlemeyi yapmazsak ne olur?
Elbette maliyetleri konuşurken bunu da mercek altına almak durumundayız. Gereken hamleyi bugünden yapmazsak, durma noktasına gelmiş iç piyasayı kurtaramayız. Kurtaramadığımız gibi maliyetlerin artışını da engellemediğimiz içinde, fiilen yaşanan stagflasyonla, yani hem enflasyonun yükseldiği, hem ekonominin daraldığı fotoğrafla resmen tanışırız.
Bunun ortaya koyacağı maliyet de ücretlerdeki artışla gelecek maliyetin çok üzerinde faturaları önümüze koyar. Şimdiden hamle yapmak zorundayız, aksi takdirde telafisi zor bir fotoğrafa koşarız.