Altın Bize Ne Anlatıyor?
Altın bize ne anlatıyor?
Kırdığı ons bazında tarihi rekorların ardından, kâr realizasyonuyla gevşeyen altın fiyatları, düştükten sonra da ‘kaç olur, düşer mi, çıkar mı’ cinsinden sığ tartışmaların odak noktası haline geldi.
Oysa kumarhanede zar atmak gibi ons fiyatı ya da seyri takip etmek yerine, altının neden tarihi değerlere ulaştığını, raporlarda neden daha yüksek seviyelerin göründüğünü ve bunun bizim için ne anlama geldiğini konuşmamız gerekiyor.
Öncelikle altının bu denli yükselişinin farklı nedenleri var. Bunların başında ve herkesin de farkında olduğu bir durum jeopolitik risklerin artması. Dünyanın farklı noktalarında sıcak çatışmalar sürerken, Trump’ın bir yanda gümrük vergisi hamlesi, diğer tarafta tutarsız hareketlerini dikkate alırsanız, bu risklerin azalmak bir yana da artarak süreceği bir dönemi de tahmin etmek güç değil.
Peki mesele sadece bununla mı sınırlı? Öncelikle jeopolitik risklerin yarattığı, ardından sıcak çatışmalar ve vergilerle pekişen, akabinde ekonomik paktların oluştuğu bir dönemde görece daha güvenli olarak görülen altının ön plana çıkmasını normal karşılamak gerekir.
Bununla birlikte doların kredibilitesine olan güvenin sarsılmasının da bunda çok rolü var. Yani meseleyi sadece dolar değer kaybetti, altın yükseldi tarzında grafiklerden okuyamayacak kadar çok kapsamlı bir başlıktan söz ediyoruz.
Bugün dolar en büyük rezerv para özelliğin koruyor. Yıkıldı bitti haberlerinin de gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. Dünyada gerek ticaret gerekse de borçlanma halen dolar baz alınarak yapılıyorsa, dolar bugün yıkılsa, piyasadan temizlenmesi 10 yıl sürer.
O yüzden bu tip magazinel yaklaşımlardan uzaklaşarak, ne olduğunu anlamakta fayda var. Hepimiz biliyoruz ki, çoğalan kutuplara paralel yeni çıpa arayışı mevcut. Bunun ne olacağı ise meçhul. Günün sonunda yerel para birimleriyle bile alışveriş yapmaya kalksanız, ortada herkesin kabul ettiği bir çıpanın olması şart.
Misal, Türkiye ile Rusya kendi arasında alışveriş yaparken, yerel paralar mı kullanıyor? Ruble’nin dolar karşılığı bulunup, TL karşılığına çevrilerek fiyat oluşturuluyor. Ortak para birimi kabul edilmediği sürece de, ilişkiyi çıpalamaktan başka çare yok.
İşte paralara güvenin azaldığı bu süreçte, altının olası çıpa olabileceği konuşuluyor. Bunun için de bir kırılma gerekir. Nedir o olası kırılma? Dijital paralara geçiş. Fakat bunu kripto varlıklarla karıştırmamak gerekir.
Dijital TL, dijital dolar, dijital, yuan, dijital avro gibi resmi para birimlerinin dijitale taşınmasından söz ediyorum. İşte bu ekonomik düzlemde bir kırılmayı ve yapılanmayı doğurabilir.
Bu nedenle de bizimki de dahil, dünyadaki merkez bankalarının rezervlerindeki altın miktarını arttırmak adına uzun zamandı alım yaptığını biliyoruz. Çin en yüksek alımları yapanlardan biri mesela.
Tüm bunları göz önüne aldığınızda da dedikoduların ötesinde, en azından merkez bankaları rezervine altın almaya devam ettiği, dünyadaki belirsizlik ortamı da ortadan kalkmadığı sürece altının güvenli liman özelliğini göstererek talep göreceği çok akla yatkın bir durum.
Bu işin olasılığı... Peki tüm bu gelişmeler bize ne anlatmalı? Asıl bu sorunun yanıtının peşine düşmeliyiz. Anlaşılan o ki, dünya uzunca bir süre çalkantılı, belirsizliğin arttığı ve güç savaşlarının sürdüğü bir alana sahne olacak.
Tüm bunları göz ardı ederek altın konuşuyorsanız, o dedikoduya girer ve traderların ya da bu işin tüccarının kurbanlarını arttırmaktan başka da bir işe yaramaz.