Yüzsüz değil mükellef
Hazine ve Maliye Bakanlığı sistematik olarak yaptığı vergi borçluları listesini yayınlaması hamlesi yeniden gündemde. Vergi borçlarını ödemeyen 5 milyon TL üzeri borcu olanlar Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından kamuoyuna duyurulacak.
İlk bakışta son derece normal gözüken bu hamlenin aslında çok sakat yönleri var. Öncelikle tüzel kişilerin KVK’sı açısından bu mesele ne kadar doğru tartışılır? Çünkü sonuçta bir işletmenin ticari sırrını ifşa ediyorsunuz. Neyin yerine? Gereğini yapmak yerine…
Diyelim ki bundan da beis görmedik. Asıl problemli yan da bu değil zaten. ‘O da borcunu ödeyeseydi’ diyerek meseleye yaklaşanlar olabilir. İkinci sorun, bu insanlara ‘ödemiyorlar’ diye yaftalarken, ‘neden ödemiyorsun’ sorusunun sorulup sorulmadığı…
Çünkü bizde genellikle bu konu, bir resmi yazışma çerçevesinde yürütülür. Oysa farklı yaklaşımların sergilendiği ülkeler olduğunu biliyoruz. Bu tip bir durumda mükellefin ziyaret edildiği, kendisi için ne yapılabileceğinin sorgulandığı, kötü niyetli değilse de, prosedür gevşetilerek ödeme şansı verildiği uygulamalar gelişmiş birçok ekonomide var.
Hadi yine diyeceksiniz ki ‘bu da tarz meselesi’. Zaten sakatlık tam olarak burada da değil. Problem, bu insanların kamuoyuna duyurulurken ‘yüzsüz’ olarak tanımlanması. Ne demek istiyorum?
Öncelikle tanımın, 5 milyon TL üzeri borcu olan ve ödeme gerçekleştirmeyen mükelleflerin ilan edilmesi olduğunu hatırlatırım. Peki burada sihirli kelime ne? Mükellef… Kronik bir sorunu varsa, kötü niyetliyse, bu zaten istisnadır ve kamunun da gerekeni yapması lazım gelir.
Ama bir insanın mükellef olması şu anlama gelir: Ben bir faaliyette bulunmuşum, buradan az ya da çok gelir elde etmişim. Sonra bunu beyan edip, tahakkuk ettirip, vergiye konu etmişim. Bunu ödeyemiyor olmak beni vergi borçlusu yapar, ama yüzsüz yapmaz. Çok ince bir ayrıntı gibi gözüküyor ama ‘kümesteki kazları yolma’ üzerine kurgulanmış bir vergicilik anlayışınız yoksa, bu tanımlamayı tam da buraya ve yerli yerine oturtarak yorumlamak zorundasınız.
Vergi yüzsüzü, herhangi vergi kaydı olmadan, yani mükellef özelliği taşımadan, merdiven altında, kaçak işçi çalıştırıp, faturasız mal üretip satanlar için geçerli olabilecek bir tanımdır. Siz, aynı zamanda mükellef olana da haksız rekabet yaratan bu insanları görmezden gelip, onları ortadan kaldırmak için anlamlı işlere imza atmayıp, zaten kayıtlı olan, hatta vergisini tahakkuk ettirip ‘buradayım’ diyen insanlara yüzsüz diye sıfat takamazsınız.
Vergi meselesi sadece para toplama işi değildir. Aynı zamanda rekabeti düzenleyici, haksızlığın önüne geçen yapısıyla, piyasaları regüle eden bir özelliğe sahiptir. Türkiye ekonomisinin koşulları ortadayken, insanlara ‘yüzsüz’ diye sıfat takıp, afişe edeceğinize, hiç mükellefiyeti olmayan, ama muhtemelen bu insanlarla aynı ürünleri satanların peşine düşeceksiniz.
Düşünün ki, bu 5 milyon TL ve üzeri borcu olanlar. Bir de küçük esnaf olup, sesini bile çıkartamadan e- haciz başta olmak üzeri uygulamalara muhatap kalanları ne yapacağız? Böyle bir ekonomi yönetimi olmaz.