Koltuk Eskitmek Değil, Sorumluluk Taşımak

Koltuk Eskitmek Değil, Sorumluluk Taşımak

Ekonomimizin zor günlerden geçtiği bu dönemde, sanayicimiz de, tüccarımız da adeta nefes almakta zorlanıyor.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in vergi politikalarıyla boğuşan iş insanları, üretim ekonomisinin giderek zayıfladığı bir süreçte ayakta kalma mücadelesi veriyor. Sektörler birer birer dökülüyor.

Bir zamanlar ülkemizin ana istihdam gücü olan tekstil sektörü, bugün can çekişiyor.

Hazır giyim sektörünün öncülerinden Abdullah Kığılı, önümüzdeki altı ay içinde üretimin durma noktasına geleceğini, tekstilin Mısır’a kaydığını ve büyük bir tehlikenin yaklaştığını açıkça dile getiriyor.

Benzer şikâyetleri hangi sektöre kulak versem duyuyorum.

Ama bir de dönüp kendimize bakmamız gerekiyor:

Gelişen teknolojiye ne kadar uyum sağlıyoruz?

Yapay zekâ çağında insanlar yeni üretim modelleri geliştirirken biz hangi noktadayız?

Hayatta kazanmak tasarrufla, üretimde ilerlemek disiplinle başlar.

“İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” der atalarımız.

Kurtuluşumuz sadece başkalarından beklemekle değil, önce kendi sorumluluğumuzu yerine getirmekle mümkündür.

Nedir bu sorumluluk?

Her sektör temsilcisinin yaşanılan sıkıntıların çözümüne yönelik bireysel bir fikri var ancak bireysel fikirlerin karar alıcılar üzerinde bir etki unsuru oluşturması söz konusu değil. Bu ancak meslek örgütleri ile çözülebilecek bir durum. Meslek örgütleri; sektörün içinde bulunduğu sorunları karar alıcılara direk iletebilen onlar üzerinde baskı kurabilen ve çözüm yollarını birlikte bulabilen sivil toplum kuruluşlarıdır. Meslek örgütlerine sahip çıkmaksa en başta o sektörde faaliyet gösterenlerin başlıca sorumluluğudur.

Şimdi yılbaşından itibaren ekonomi STK’larında seçim süreci başlıyor.

Kasım 2025’te TÜRSAB Genel Kurulu, ardından esnaf odaları, organize sanayi bölgeleri, federasyonlar,              TİM (Türkiye İhracatçılar meclisi)TESK ve Kasım 2026’da sanayi ve ticaret odaları ve TOBB seçimleri bizleri bekliyor.

Bu seçimler neden önemli?

Çünkü yıllardır takip ettiğim bu süreçlerde gördüm ki; katılım oranları oldukça düşük.

Pek çok tüccar, sanayici ya da esnaf, aidat ödediği kurumun başkanını bile tanımıyor.

Odalar ve birlikler, sadece aidat toplayan yapılar olarak görülüyor.

Oysa bu kurumlar, kamunun belirlediği yetkilerle, sektörlerine yön verme potansiyeline sahip yapılardır.

Ne yazık ki bu potansiyeli doğru kullanamayan, kendi çıkarını önceleyen kişilerle de karşılaşıyoruz.

Bazı temsilciler, koltuklarını sadece “yurtdışı gezisi” veya “fotoğraf fırsatı” olarak görürken;

bazıları da makam sahipleri ile sosyal medyada poz verip, hiçbir somut katkı sunmadan iş yapmış gibi görünmeyi tercih ediyor.

Buralarda gördüğüm bir şey daha var:

Adeta kurumlarda bulunmayı meslek haline getirmiş, bunu bir kazanç kapısı olarak gören kişiler…

Esnafa sesleniyorum; lütfen oy verirken adayın geçmişte ne yaptığına, neyi başardığına bakın.

Çünkü seçildikten sonra çoğu zaman üretmek yerine mevcut imkânları kullanmakla yetinen bir anlayışla karşılaşıyoruz.

Herkesin bağlı bulunduğu meslek örgütü genel kurullarına katılması ve burada sorunların çözümü için çaba gösterecek isimleri başkanlığa getirmesi gerekir.

Koltuk Eskitmek Değil, Sorumluluk Taşımak

Benzer Videolar