Herkese Benden 100 Puan

Tanıştığım her insana — evet, istisnasız herkese — 100 puan veriyorum.Ne test çözdürüyorum, ne karakter analizi yapıyorum. Ne geçmişini araştırıyorum, ne de “bu insan bana zarar verir mi?” diye hesap kitap yapıyorum. Bu konuda iyi mi yapıyorum kötü mü bilmiyorum açıkçası bunu da fazla önemsemiyorum. Çünkü ben hâlâ, iyi niyetin bir tür zeka olduğuna inananlardanım. Bu sebepten ilk tanışmada herkes 100 puanla başlar. O puana da  “güven kredisi” diyebiliriz. Yani esasında benden sana bir avans, “ben seni iyi biri olarak görmek istiyorum” hediyesidir.

Ama sonra… hayat girer araya. Bir söz verilir ama tutulmaz, küçük bir yalan “bembeyaz” diye paketlenir, bir davranış “şakaydı canım”la süslenir. Ve o 100 puan yavaş yavaş erimeye başlar. Bazen bir bakıştan 5 puan gider, bazen bir sessizlikten 10. Kimisi 98’de kalır çünkü sadece küçük bir hayal kırıklığı yaşatmıştır. Kimisi 60’ta kalır — çünkü artık “biliyorum” denilen noktadır orası. Bir de var sıfırı görenler… onlar zaten puanı değil, beni kaybedenlerdir.

Ama bir grup insan vardır ki… Aradan yıllar geçer, puanı hâlâ 100’dür. Onlar fazla konuşmaz, az ama öz sever. Yalan söylemez, çıkar gözetmez, olduğu gibidir. Yanında rahat nefes alırsın. Onlar azdır ama varlıkları bir ömür yeter.

Bazıları bana diyor ki, “Esra, herkes 100’le başlamamalı, bu kadar güvenme.” Ama ben hâlâ inatla diyorum ki: Bir insanı tanımadan önce ondan şüphe etmek, kendi içindeki güven duygusuna ihanet etmektir.

Evet, belki artık puanlamayı daha sessiz yapıyorum. Ne kimseye “puanını kırdım” diyorum, ne “hala 100’densin.” Ama içimde bir liste var. Kimi yıldızlı 100, kimi eksiyle kayıtlı. Biri dürüstlüğüyle parlıyor, diğeri sustukça siliniyor.

Sonuç mu? Ben herkese hâlâ 100 puanla başlıyorum. Ama bu defa farkla: Artık o puanı hak edenler, bunu korumayı da biliyor.

Peki sizde durumlar nasıl? Siz kaçla başlıyorsunuz puanlamaya?

Benzer Videolar