Her şey Karbon emisyonu için mi?
Geçenlerde FT Energy dergisinde oldukça ilginç makale gözüme ilişti. Makalede karbon emisyonlarına ve izlenmesine atıfta bulunmakta ve aslında yazının en can alıcı kısımda şu idi. Karbon fiyatları ve yeşil temiz enerji destek yükleri ile dünya sanayisizleştirilmeye doğru mu evriliyor? Zaten sanayi tesisleri üretimde olmayınca artık karbon emisyonlarda gerçekleşmeyecek değil mi?
Gelelim ülkemizin Karbon değerlerine.
Türkiye’nin en yüksek karbon alımı yaptığı yıl 2021 yılıdır. 2021 yılı karbon salımı 124 milyon ton Karbon eş değeridir. Bu yaklaşık 453 milyon ton Karbondioksit eş değeridir. (Kısa bir bilgi daha: İngiltere, ülkemizin 2021 yılı emisyon değerine 1906 yılında, Almanya ise 1911 yılında ulaşmıştır)
2022 yılı başından itibaren en büyük ekonomiye sahip devletler/ birlikler çok iyi anladılar ki, fosil yakıtları bir kenara bırakarak sadece yenilenebilir enerji ile sistemi ayakta tutabilmek oldukça hayali ve riskli. Yakından takip ettiğim uluslararası enerji birlikleri son yıllarda enerji arz güvenliğini daha ön plana çıkarmaya başladılar.
2024 yılında küresel toplam enerji arzına göz atarsak, Petrol %34, Kömür %27, Doğalgaz %25, Nükleer %5, Hydro %3 ve Yenilenebilir %6. (Fosil tabanlı enerji arzı %91)
Küresel Covid salgını ve sonrasında Avrupa’da meydana gelen Rusya Ukrayna savaşından sonra, sadece enerjide kendine yeter ülke olamaya yetmediği tarım, ilaç ve aşılar stratejik ürünlerde de kendine yeten bir ülke olmanın önemini ortaya koymuştur.
Dünya’da yaşanan gelişmeler enerji güvenliğinin artık kendiliğinden sağlanan bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini göstermiştir. Covid 19 ve sonrasında yaşanan gelişmeler aşırı iklim değişiklikleri. Bölgesel ve yaygın Savaşlar ve Dünya genelinde enerji altyapısına yönelik siber saldırılar. Enerji güvenliği yalnızca mevcut yerel sistemlerin korunmasıyla sınırlı kalmayacaktır.
Enerji güvenliğinde 2 temel risk bulunmaktadır.
1-Geleneksel riskler: Geçmişte defalarca yaşanan petrol ve doğalgaz arzında kesintiler, Fiyat dalgalanmaları ve arzdaki sıkıntılar
2-Yükselen riskler: Kritik mineraller ve tedarik zincirleri 2020 sonrası kurulan enerji santrallerinin yüzde 80'i yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşmaktadır. Ulaşım sektöründe ise yeni üretilen her 4 arabadan biri Elektrikli arabadır.
Sonuç olarak enerjide ve arz güvenliğinde 3 temel altın kural
1-Enerjide çeşitlendirme: Enerji kaynaklarının, tedarikçi ülkelerin ve tedarik yollarının çeşitlendirilmesi, jeopolitik risklere ve teknik sorunlara karşı bir sigorta mekanizmasıdır.
2- Öngörülebilirlik: Enerji sektörü büyük ölçekli yatırımlar ve uzun vadeli planlamalar gerektirmektedir.
3- İş birliği: Her ülkenin enerji dönüşümü kendi ekonomik ve politika bağlamında şekillenir. Ancak enerji güvenliği sınır tanımayan bir konudur. Küresel enerji ve emtia fiyatları ile teknolojik yenilikler tüm ülkeleri etkilemektedir.
Dünya’da 195 ülke arasında, 1 Trilyon USD GSYH ile 19. Ülke olan ve önümüzdeki yıllarda ise daha yukarılara çıkarmaya çalışan ülkemizin yıllık 300 Terawatt olan talebinin, 2060 yılına kadar 1000 Terawatt ulaşacak olması bizi şaşırtmamalı ve bu yüzden enerjimizi çeşitlendirmeli ve ithal ürünlerde de kaynak ülke sayısını artırmak zorundayız. Ve kaynak ülkelerde, bir ülkenin payının diğer kalan ülkelere göre yüksek olmaması sağlanmalıdır.
Uluslararası Enerji Ajansı Mevcut politika senaryosunu göre, Arz’da 2040 yılında fosil yakıtların en tepe noktaya çıkacağı ve 2060 yılından sonra da diğer kaynakların daha baskın olacağı belirtilmiştir. Günlük 100 milyon varil olan petrol talebinin ise 2050 yılına kadar 114 milyon varile civarına çıkacağı öngörülmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı Mevcut politika senaryosunu göre, 2035 yılına kadar küresel enerji talebi %20 ve 2060 yılında ise %60 daha da artan enerji talebi olacaktır.
Bir sözümde Karbon emisyonları sözcülerine olsun.
Bilim adamları tarafından hazırlanan çalışma, Sosyal Bilimler Araştırma Ağına (SSRN) sunuldu. Araştırmada, İsrail’in Gazze Şeridine düzenlediği saldırıda ortaya çıkan sera gazı emisyonuna çatışma sırasında ve sonrasında inşaat faaliyetlerinin de eklenmesiyle 102 ülkenin yıllık emisyon değerini aştığı belirtildi. Araştırmacılar, İsrail’in Gazze, Yemen, İran ve Lübnan’daki saldırılarının uzun vadeli iklim maliyetinin, 84 adet doğalgaz çevrim santralinin bir yıl boyunca çalışmasına eşdeğer olduğunu tahmin ediyor. Çalışmanın bulguları yayınlanmak üzere ‘’ One Earth’’ dergisinde hakem değerlendirilmesi altında bulunuyor.
Kaynak: AA İsrail’in Gazze Saldırıları
Her şey Karbon emisyonu için mi?