ADRAFEST: SESSİZ TARİHE SES OLABİLİR Mİ ?
AdraFest: Sessiz tarihe ses olabilir mi?
2019’da Balıkesir Valiliği’nin koordinasyonunda düzenlenen 4. Uluslararası Termal Sağlık Turizmi etkinliği için Edremit’e yolum düşmüştü. O günlerde bölgenin ne kadar büyük bir turizm potansiyeli barındırdığını bizzat görmüştüm.
Aradan altı yıl geçti… Bu kez Adra Festivali 2025 düzenleme derneği Adramytteion Derneği daveti üzerine tekrar Edremit’e gittim. Merakım şuydu: “2019’dan 2025’e kadar neler değişti?” Maalesef cevap pek iç açıcı değildi. Değişim vardı belki ama, beklediğimiz anlamda bir gelişme yoktu.
Oysa Edremit ve Körfez bölgesi, dünyanın en iyi oksijenine sahip, doğası benzersiz, zeytinyağlarıyla, gastronomisiyle, etleriyle, termal sularıyla ve antik kentleriyle dünya çapında bir marka olabilecek bir coğrafya. Zeus’un doğduğu Kaz Dağları gibi bir mitolojik miras ve 6000 yıllık Adramytteion Antik Kenti gibi bir tarihi değer, başka nerede bulunur?
Ama işte sorun da burada başlıyor… Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ile sohbetimizde öğrendim ki yeni otel yatırımları yok denecek kadar az. Yunan adaları ise Türk turistler için daha cazip hale gelmiş durumda. BADO’nun Ayvalık–Midilli seferlerini başlatması da bunun en net göstergesi. Esnaf zor durumda, çünkü turizmden beklenen katkıyı alamıyor.
Körfez bölgesi yazlıkçıların ve emeklilerin cazibe merkezi olmuş olabilir ama bu, turizm gelirleri açısından yeterli değil. Türkiye’nin en büyük gelir kaynaklarından biri olan turizmde, körfezin bu sessizliği kabul edilebilir mi?
Tam bu noktada, üçüncüsü düzenlenen Adra Festivali devreye giriyor. 6000 yıllık Adramytteion Antik Kenti’nde müzikle tarihin buluşturulması bana umut verdi. Çünkü AdraFest yalnızca bir klasik müzik festivali değil; yerel kalkınmanın, kültürel sürdürülebilirliğin ve toplumsal hafızanın bir modeli.
İdealistliğiyle öne çıkan Adra festivali düzenleme kurulu başkanı Prof. Dr. Sabriye Uğuz Çelik ve kazılarıyla bölgenin sessiz tarihini görünür kılan Dr. Hüseyin Murat Özgen, bu festivalin sadece bir sanat etkinliği olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Özgen hocanın söylediği şu cümle ise kulağımdan gitmiyor:
“AdraFest yalnızca bir festival değil; bu coğrafyanın çok katmanlı kültürel mirasını sesle, izlenimle, duyguyla yeniden duyulur kılma çabasıdır.”
Körfez’in sessizliği, belki de Adra Festivalleri’nin sesiyle değişebilir. Çünkü inanıyorum ki memleketimizin her köşesi kıymetlidir. Yeter ki biz değerlerimizi ortaya çıkaralım, onlara sahip çıkalım.