EN BÜYÜK SORUN PLANSIZ ÜRETİM VE MARKALAŞAMAMAK
Derya Termoform Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Derya Gönüllü, sektörde 25 yıl önce başlayan yolculuğunu “İşgücümüzü sermayeye dönüştürdük, ama en üretken yerde yorulduk” sözleri ile açıkladı. Gönülle, “Türkiye’nin en büyük sorunu plansız üretim ve markalaşamamak” dedi
Süleyman Demirel Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesinden mezun olduktan sonra plastik sektöründe çalışmaya başlayan Derya Gönüllü, 2000’li yılların başında gıda ambalajı ve termoform kalıp üretimi alanında kendi şirketini kurdu. İlk yıllarda kendi emeğini sermaye dönüştüren Gönüllü, bugün Almanya’dan Kanada’ya, Bulgaristan’dan Arap ülkelerine uzanan bir ihracat ağına sahip. Kurucusu olduğu Derya Termoform, kullan-at plastik ambalajlar, kapaklı kutular, yumurta kapları ve gıda seperatörleri gibi ürünlerin kalıp ve makine üretimini yapıyor. Ancak bu başarı hikâyesi, Türkiye’de sanayiciliğin yapısal sorunlarına da ayna tutuyor.
İŞ GÜCÜYLE BAŞLADIK
Derya Gönüllü sektöre önce çalışan olarak girdi. Ardından Politeknik Makine Teknik Sanayi ortaklığıyla ilk adımı attı, sonrasında 3 Eksen Makine Kalıp Sanayi’yle yoluna tek başına devam etti. Bugün Termoform adıyla ihracat yapan bir üretim şirketinin başında olan Gönüllü, “Başladığımda elimde büyük bir sermaye yoktu. Kendi iş gücümüzü sermayeye dönüştürdük. Ama zamanla fark ettim ki, üretkenliğin zirvesine ulaştığınız yerde mental yorgunluk başlıyor. Bu da ülkenin üretim kaderiyle birebir örtüşüyor” dedi.
AVRUPA İÇİN CAZİP DEĞİLİZ
2013 yılında Türkiye’de termoform sektöründe ihracat yapan ilk firmalardan biri olduklarını belirten Derya Gönüllü, son yıllarda Avrupa pazarında cazip olmaktan uzaklaştıklarını söyledi. Gönüllü, “Makine ve kalıp üretiminde maliyetler çok yüksek. Bu da bizi Avrupa için tercih edilen ülke olmaktan çıkarıyor. Şu anda sektör, üretim merkezini başka ülkelere kaydırma sürecinde. Kanada, Rusya, Arap ülkeleri hâlâ alım yapıyor ama Avrupa tarafında ciddi bir duraksama var” diyerek sektörün gerçeğini gözler önüne serdi.
TAŞERONUZ OYUN KURUCU DA OLABİLİRİZ
Türkiye’nin küresel üretim zincirinde hâlâ taşeron olarak konumlandığını belirten Derya Gönüllü, bu durumu şöyle açıkladı: “Ucuz işçilikle çalışan, hızlı ve çalışkan taşeronlar olarak görülüyoruz. Ama 25 yıllık meslek hayatımda Ülker, Eti gibi sektörlere yön veren firmalar için ürün tasarımı ve üretimi yaptık. Ar-Ge’ye bütçe ayrıldığını hatırlamıyorum. Biz hızlı tükettik; sektörlerimizi, mesleklerimizi, potansiyelimizi…”
GÜNÜ KURTARAN ÇÖZÜMLER
Derya Gönüllü Türkiye’de üretimin hala plansız ilerlediğine dikkat çekti. “Yol haritası olmadan, aspirin tedavisi gibi günü kurtaran çözümlerle ilerliyoruz” diyen Gönüllü, Eğitimle desteklenmeyen üretim vizyonu, misyonu tamamlayamıyor. Mental üretim, iş tecrübesi ve öz sermaye bir araya gelmediği sürece istikrarlı üretim mümkün değil. Şirketler kurucunun yorulduğu yerde bırakılıyor. Bu da istihdama zarar veriyor” ifadelerini kullandı.
PLASTİK SEKTÖRÜ VE TÜRKİYE
Plastiğin hızlı üretim ve tüketim döngüsünde vazgeçilmez olduğunu kabul eden Derya Gönüllü, Türkiye’nin bu alandaki konumunu, “Yüzde 30 ihracat hacmimiz var ama katma değerli ürün tarafında yokuz. Markalaşamadık. Daha faydalı, inovatif plastik ürünler geliştiremediğimiz sürece bu sektör bizi taşımaz. Üretim var ama değer yok. Bu yüzden dünyada vazgeçilmez değiliz” şeklinde konuştu.
TÜKETİCİ SORUMLULUĞU
Plastik ambalajların gıdayla teması konusunda hem üretici hem tüketiciye sorumluluk düştüğünü vurgulayan Derya Gönüllü, “Statik elektrik taşıyan plastikler kanserojen olabilir. Gıdaya uygunluk sembollerine dikkat edilirse tehdit azalır. Denetim mekanizmaları kadar tüketici bilinci de önemli” ifadelerini kullandı. Derya Termoform olarak sürdürülebilirlik konusunda da adımlar attıklarının altını çizen Gönüllü, “Ekosisteme zarar vermeyecek, insan sağlığına uygun materyaller geliştiriyoruz. Mısır püskülü gibi bitkisel kaynaklı plastikler kendi içinde döngüye girebildiği için daha masum hale geliyor” dedi.
GELECEĞE DAİR: ÜÇLÜ DENGE ŞART
Derya Gönüllü’ye göre iş hayatı, ruhsal sağlık ve özel yaşam arasında kurulan denge, üretimin niteliğini doğrudan etkiliyor: “İnsanın ruhsal sağlığı, işi kadar önemli. Özel hayatı da her ikisi kadar. Bu üçlü dengeyi kurabilen bireyler, daha nitelikli üretim yapabilir. Şirketlerin uzun ömürlü olması için sadece sermaye değil, bilinçli insan kaynağı da gerekiyor.”