2025’in Sonunu Kim Görecek?
2025’in sonunu kim görecek?
Ekonomik olarak son iki yıl, hepsinden daha zorlu bir süreçti. İç piyasadan dış pazara daralmayla, maliyetlerden finansmana kadar can yakıcı gündemlerde geçen bir dönemin akabinde gözler ve umutlar bu seneye çevrilmişti.
İşin temenniler tarafını bir kenara koyup, gerçekçi yorumlayacaksak, 2025’in geride bıraktığımız yıllardan daha zorlu bir süreç olduğunu dile getirmek gerekiyor. Öncelikle Trump ve sonrasıyla birlikte ticaret savaşlarının ve korumacılığın arttığı bir sürece hazırlıksız olunduğu çok açık gözüküyor.
Bu korumacılık, sadece pazar paylaşımı alanında değil, finansın kullanılması ya da kullandırılması sürecinde de önümüze çıkacak bir yapıyla geldiğinden ve şiddetini arttıracağından son derece önemli bir başlık.
Finansın seyrini izlemezseniz, ekonominin doğru okumasını da yapamaz ya da büyük sapmalar yaşarsınız. Öncelikle 2025, ayakta kalmayı başaranların yılı olacaktır. Bunu yapabilmek de bakış açısını değiştirip, yeni dinamiklere uyum sağlamaktan geçer.
Firmaların günlük sıkıntıları olduğunun farkındayım. Ama sürdürülebilirlik gündeminizde yoksa, verimlilik odaklı dönüşümleri tartışmıyorsanız, işinize teknolojiyi adapte ederek farklılık sergilemiyorsanız, İK havuzunuzda yetenekleri tutamıyorsanız, 2025’in sonunu görmek sürprizlere bağlı hale gelecek.
En azından bu alanda dersini çalışmayanların, 2025 sonrası, 2026 başıyla birlikte hızla pozisyon, pazar, insan kaynağı kaybedip, finansmana ulaşması daha zor koşullarda oluşacak bir reel sektör riski var.
Eskiden kalma yöntemlerle bütçe yapıyorsanız, kasanızı ve maliyetlerinizi gerçekten yönetemiyorsanız, adetlerin değil, ciroların esas olduğunun, bunun içinde de kârlılığın yaşamsal etken olduğunu düşünmüyorsanız, bence 2025’in sonuna kalmadan ve kendinizi de yıpratmadan işi bırakın.
Satış yapmak için satış yapmanın son derece tehlikeli olduğu, satmak yerine partner olmanın önemli olduğu ve sürekliliği olan işlere imza atılmasının, yarına ilişkin kritik başlık haline geldiği bir sürecin kapısından geçiyoruz.
Bu bakımdan iş yapış biçimlerinizi gözden geçirmeniz, üretim hatlarınızda verimlilik esaslı yatırımları ertelemeden, piyasaların açıldığı sürece hazır girmeniz, enerjiden personel yönetimine kadar yeni bir vizyon geliştirmenizin elzem olduğunun altını çizmek isterim.
Ticaretle uğraşıyorsanız, stok yönetimini ve hesaplamasına iyi yapmanız, elektronik ticarette yer alacak girişimlere odaklanmanızın gelecek adına kritik olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir.
Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, jeopolitik risklerin önümüze sertleşerek çıktığı, ekonomik sıkıntıların büyüyeceği, dış pazarların korumacılıkla karşı karşıya kalacağı, iç pazarın da aşırı borçlu ve satın alma gücünü yitiren tüketiciyle bitme noktasına geldiği, içte siyasal hamlelerin de ekonomik sonuçlarının olacağı zor koşullarda bir yılın ilk çeyreğini geride bıraktık.
Fakat fotoğrafı tek tarafından okumayın. Bu dönem aynı zamanda, geleceğin ekonominde var olmak adına dönüşümü okumanın, yönetimde ezberleri bozmanın, farklılaşmanın ve verimlilik temelli çalışmaların yapılması gereken bir yatırım dönemi.
Finansı olmayanlara lafım yok. Ama finansı olup, bunu işi dışında bir alana park edip, bekleyenler yarınını kaybedecek. Bu nedenle şirketinizin parasını şirketinize harcayın ve küçük hesaplar için yetenekli işgücünüzü kaybetmeyin.
Tüm bunlar ‘şimdi zamanı mı’ diyerek savunma mekanizmasıyla karşılanabilir. Ama vereceğiniz yanıt da şunun karşılığı olacaktır: 2025’in sonunu görebilecek miyim?